• HABERLER
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • FİNANSİF
  • GAZİANTEP
  • EKOLOJİ
Gizem Sezer Aktaş

Gizem Sezer Aktaş

03 Haziran 2026 Çarşamba

Deprem korkusu kronikleşiyor! Kahramanmaraş 4.4’lük sarsıntı kaygıyı yeniden tetikledi… 

Deprem korkusu kronikleşiyor! Kahramanmaraş 4.4’lük sarsıntı kaygıyı yeniden tetikledi… 
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Deprem korkusu kronikleşiyor! Kahramanmaraş 4.4’lük sarsıntı kaygıyı yeniden tetikledi… 

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde bugün saat 13.12’de meydana gelen 4.4 büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu illerinde geniş çaplı hissedildi. AFAD verilerine göre herhangi bir can kaybı veya hasar bildirilmese de, 6 Şubat 2023 felaketinin yaraları henüz kabuk bağlamamışken yaşanan bu son sarsıntı, bölgedeki milyonlarca insanın deprem korkusunu yeniden tetikledi. Uzmanlar, kronikleşen kaygı halinin artık “normal” sınırları aştığını ve profesyonel desteğin, afet çantası hazırlamak kadar zorunlu hale geldiğini vurguluyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Önder Kavakçı, depremin insan zihnindeki en temel güven algısını sarstığını belirtiyor: “İnsanlar bastıkları toprağın ve evlerinin güvenli olduğunu varsayar. Deprem bu inancı kökünden sarsar ve ‘hiçbir yer güvenli değil’ algısına yol açar.”

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Önder Kavakçı

Küçük sarsıntılar kısa sürede unutulabilir ancak tekrarlayan depremler sürekli bir tehdit algısı yaratıyor. Prof. Dr. Kavakçı’ya göre kişi, sarsıntı yokken bile sarsılıyormuş gibi hissedebiliyor; masanın ya da koltuğun hafif hareketi bile alarm sistemini tetikleyebiliyor.

Kronik Deprem Korkusunun Belirtileri

Uzmanlara göre belli düzeyde deprem kaygısı normaldir. Ancak şu belirtiler günlük yaşamı ve bedensel sağlığı etkilemeye başladığında anksiyete bozukluğu veya travma sonrası stres tepkisine dönüşebilir:

  • Sürekli tetikte olma, irkilme veya sarsıntı hissi
  • Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi
  • Uyku bozuklukları ve kabuslar
  • Tahammülsüzlük, huzursuzluk, sinirlilik
  • Hissizlik, duygusal donukluk veya boşluk hissi

Prof. Dr. Kavakçı uyarıyor: “Deprem sonrası bir-iki gün süren tedirginlik normaldir. Ancak yoğun kaygı ve bedensel belirtiler haftalarca devam ediyorsa profesyonel destek şarttır.”

Çocuklar Daha Kırılgan

Depremler yetişkinleri olduğu kadar çocukları da derinden etkiliyor. Kavakçı, çocukların korku tepkilerini büyüklerinden öğrendiğini hatırlatıyor: “Ebeveynler sakin kalırsa çocuklar da olayı daha kolay atlatır. Medyadaki yıkıcı görüntülerden çocukları mümkün olduğunca uzak tutun, korkularını küçümsemeyin ve yanlarında olduğunuzu hissettirin.”

Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen’den Ek Uyarılar

Moodist’ten Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen, depremin temel güven duygusunu tahrip ettiğini ve artçı sarsıntıların normal hayata dönüşü zorlaştırdığını söylüyor. “Güvenli bir ortamda bile abartılı irkilme, en ufak seste panikleme ve sürekli tetikte olma, psikolojik sorunların başladığına işaret eder” diyor.

Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen

Bilgen’e göre tedavi gecikirse uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete, yeme bozuklukları ve hatta madde bağımlılığı gibi kalıcı sorunlar gelişebilir. İyileşme için bedeni de devreye sokmak gerekiyor: Yürüyüş, koşu, bisiklet gibi ritmik hareketler sinir sistemini sakinleştiriyor. Günlük rutini yeniden yapılandırmak, uykuyu korumak, güvenilir insanlarla bir arada olmak ve duyguları yazmak, resim yapmak veya müzikle dışa vurmak da önerilen yöntemler arasında.

Toplumsal Kaygıyı Astrologlar ve Yanlış Bilgiler Artırıyor

Bilgen, deprem uzmanı olmayan astrologların sosyal medya tahminlerinin de kaygıyı körüklediğine dikkat çekiyor: “Temel güven duygusu sarsılan bireyler, bilgilerin doğruluğunu araştırmadan duyduklarına inanmaya başlıyor. Bu tür belirsiz paylaşımlar toplumsal kaygıyı derinleştiriyor.”

Araştırmacı Gazeteci Notu

6 Şubat 2023’ten bu yana geçen 3+ yılda Türkiye, Kahramanmaraş merkezli depremlerin psikolojik yükünü hala taşıyor. Binaların depreme dayanıklılığı, kentsel dönüşümün hızı ve riskli bölgelerdeki yapı stokunun gerçekçi envanteri hâlâ tartışılıyor. Ancak bir o kadar önemli olan psikolojik dayanıklılıkkonusu yeterince gündeme gelmiyor.

Deprem gerçeğiyle yaşamak zorundayız. Ancak “sürekli tetikte” yaşamak zorunda değiliz. Korkunuz günlük yaşamınızı, uykunuzu, işinizi veya çocuklarınızı etkiliyorsa lütfen bir uzmana başvurun. Afet çantanızı hazırlarken, zihinsel sağlığınızı da hazırlayın. (Haber Merkezi)

Kaynak: Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi uzman görüşleri ile AFAD deprem verileri.

Devamını Oku

Yaprak mevsiminde Tokat’tan selam!

Yaprak mevsiminde Tokat’tan selam!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Yaprak mevsiminde Tokat’tan selam!

Sevgili Güneydoğulu okurlar, bahar sonu ve yaz başına merhaba derken doğa yine en cömert halini gösteriyor. Bağlarda taze asma yaprakları ve goruklar (genç asma sürgünleri ile koruk/ham üzüm) tam mevsiminde çıktı. Artık sabahları erkenden bağlara gidip ince, damarsız, parlak yeşil yaprakları toplama zamanı.

(Bölgemizde “koruk” genellikle koruh veya gırtlaksı qoruh şeklinde telaffuz edilir. Detaylı bilgi ve anlamı için buraya tıklayın)

Bu dönemde yaprakları acımadan toplayın. 

Bir kısmıyla nar gibi zeytinyağlı ve etli dolmalarınızı sarın, bolca da goruk tellemesi yapın. Genç asma filizleri ve korukların hafif ekşi tadıyla hazırlanan telleme, yaz sofralarımızın vazgeçilmezi olur. Salata gibi kaşıklayın, kebapların yanına koyun, yoğurtla karıştırın… O tazelik ve ekşilik her şeyi canlandırıyor.

Yaprak mevsiminde Tokat’tan selam!

Ayrıca yaprak sarmalarınız için muhafaza mevsimi de başladı. En güzel yaprakları seçip tuzlu suda haşlayıp bidonlara dizin. Böylece kış boyunca da o narin yaprak tadından mahrum kalmayacaksınız. Güneydoğu mutfağının bereketi tam da bu mevsimde kendini gösteriyor.

Peki yaprak sarmalara Türkiye’nin en iyi örneklerinden biri nerede derseniz, Karadeniz’in kuzeyine, Tokat’a gitmeniz lazım. Orada Tokat sarması, özellikle baklalı versiyonu efsane kabul ediliyor. Neden biz de Güneydoğu’da bol bol yaprak ve asmamız varken bunu denemeyelim ki?

Tokat’ın eski evlerinin arasında, asmalardan sarkan taze yaprakların altında… Yaprak mevsimi tam gaz devam ediyor

Sizlere Tokat’ın merkezinden, yaprak asmaları altından yazıyorum: Kuru baklaları geceden ıslatıp kabuklarını ayırın, ince bulgur veya yarma ile harmanlayın. İçine bol soğan, salça, reyhan ve yöresel baharatlar katın. Taze yapraklara sarın, tencerenin dibine kemikli et veya kemik dizin ve yavaş ateşte uzun uzun pişirin. Et suyu yaprağa ve baklaya iyice sinince ortaya derin, muhteşem bir lezzet çıkıyor.

“Çevre ve Araştırma Gazetecisi Gizem Sezer Aktaş” (Tokat)

Bizim narin yaprak tadımızla Tokat’ın kemikli ve baklalı hali birleşince harika sonuçlar verebilir. Tam yaprak mevsimindeyken taze yapraklarla mutlaka deneyin, bu tarifi kaçırmayın.

Bereketli olan 2026 yılında muhakkak yaprakları bol bol toplayın, goruk tellemelerini eksik etmeyin, bidonlarınızı doldurun.

Afiyet olsun, bereketli ve yeşil sofralar dilerim. Tokat’tan herkese selamlar.

Devamını Oku

UNESCO gastronomi şehri Gaziantep THY ile küresel vitrin! Tarım, kültür ve ekolojik mirasın tanıtımı… İşte detaylar

UNESCO gastronomi şehri Gaziantep THY ile küresel vitrin! Tarım, kültür ve ekolojik mirasın tanıtımı… İşte detaylar
0

BEĞENDİM

ABONE OL
UNESCO gastronomi şehri Gaziantep THY ile küresel vitrin! Tarım, kültür ve ekolojik mirasın tanıtımı… İşte detaylar

Türk Hava Yolları (THY) tarafından hazırlanan ve oyuncu Furkan Palalı’nın başrolünde yer aldığı “Extraordinary Flavors of Gaziantep” (Gaziantep’in Olağanüstü Lezzetleri) adlı özel tanıtım filmi, Gaziantep’in tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliklerini uluslararası izleyiciyle buluşturarak kentin tanıtımına önemli katkı sağlıyor.

“Bazı yolculuklar bir varış noktasından fazlasını ortaya çıkarır, bir şehrin ruhunu açığa vururlar” mesajıyla başlayan filmde Furkan Palalı, Gaziantep’in zamana meydan okuyan güzelliğini, köklü mirasını ve dünyaca ünlü lezzetlerini keşfetmek üzere şehrin önemli noktalarını ziyaret ediyor.

UNESCO tarafından “Gastronomi Şehri” unvanına layık görülen Gaziantep’in tanıtıldığı projede, kentin kültürel mirasını yansıtan tarihi mekânlar ile zengin mutfak kültürü, etkileyici sinematografik görüntüler eşliğinde izleyiciyle buluşturuluyor.

GAZİANTEP’İN TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ ÖN PLANA ÇIKIYOR

Film kapsamında Gaziantep’in simge yapılarından Gaziantep Kalesi, dünyanın en önemli mozaik müzelerinden biri olan Zeugma Mozaik Müzesi, Fırat Nehri kıyısındaki tarihi Rumkale, geleneksel el sanatlarının yaşatıldığı Bakırcılar Çarşısı ve tarihi Antep evleriyle öne çıkan Bey Mahallesi ziyaret ediliyor.

Şehrin binlerce yıllık geçmişini yansıtan mekânların yanı sıra, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Panorama 25 Aralık Müzesi, Hamam Müzesi, Udma Peynir Müzesi, Kayna Sabun ve Pekmez Müzesi ile Emine Göğüş Mutfak Müzesi de tanıtım filminde yer alıyor. Bu müzeler, Gaziantep’in kültür, tarih ve medeniyet birikimini uluslararası izleyicilere aktaran önemli duraklar arasında bulunuyor.

GAZİANTEP MUTFAĞI TÜM ZENGİNLİĞİYLE EKRANLARA TAŞINDI

Tanıtım filminde Gaziantep’in dünya çapında ün kazanan gastronomi kültürü de geniş yer buldu. Kentin meşhur kebapları, yöresel yemekleri ve coğrafi işaretli Antep baklavasının hazırlanış süreçleri, izleyicilere detaylı ve etkileyici görüntülerle aktarıldı.

GAZİANTEP’İN RUHUNU ANLATAN BİR KEŞİF YOLCULUĞU

Yaklaşık iki dakikalık film boyunca Gaziantep’in tarihi sokakları, kültürel değerleri, misafirperverliği ve eşsiz mutfak kültürü estetik görüntülerle sunulurken, şehrin kendine özgü ruhunu ve yaşam kültürünü keşfetme teması ön plana çıkarılıyor.

Türk Hava Yolları tarafından hazırlanan proje, Gaziantep’in sahip olduğu kültürel ve gastronomik zenginlikleri küresel ölçekte tanıtarak kentin uluslararası bilinirliğini artırmayı ve turizm potansiyeline katkı sunmayı hedefliyor. (Bülten)

Devamını Oku

Doğayı taklit eden tasarımlar Güneydoğu’da yükseliyor

Doğayı taklit eden tasarımlar Güneydoğu’da yükseliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Doğayı taklit eden tasarımlar Güneydoğu’da yükseliyor

Şanlıurfa / Diyarbakır – Güneydoğu Anadolu Bölgesi, binlerce yıllık Mezopotamya mirasının yanı sıra zengin biyoçeşitliliğiyle de dikkat çekiyor. Son yıllarda bölgede biyomimikri (doğayı taklit eden tasarım) ve doğal ilhamlı sürdürülebilir mimari projeleri hız kazanıyor. Yerel flora, fauna ve geleneksel yapı teknikleri, modern mühendislik ve tasarımcılar için önemli bir ilham kaynağı haline geliyor.

Bölgenin bozkır bitki örtüsü, endemik türleri ve volkanik yapıları (örneğin Karacadağ çevresi), su tasarrufu, iklimlendirme ve dayanıklı malzeme konularında doğadan dersler sunuyor. GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) kapsamında sürdürülebilir kalkınma hedefleri de bu yaklaşımları destekliyor; biyolojik çeşitliliğin korunması ve doğal kaynakların verimli kullanımı ön planda tutuluyor.15

Diyarbakır’da Bazalt Taşının Doğal Mucizesi

Diyarbakır’ın tarihi surları ve taş evleri, biyomimikrinin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Bölgenin volkanik bazalt taşları, doğal gözenek yapıları sayesinde yazın serin, kışın sıcak tutma özelliği gösteriyor. Bu taşlar, ısıyı yansıtma ve depolama kapasitesiyle modern binalarda pasif iklimlendirme sistemleri için ilham veriyor.

Yerel mimarlar, geleneksel “dişi bazalt” kullanımını çağdaş konut projelerinde yeniden yorumluyor. Bu yapılar, enerji tüketimini minimuma indirerek hem çevre dostu hem de kültürel mirası koruyor. Bir uzman, “Doğadan kopya çekmek yerine, onun milyonlarca yıllık test edilmiş çözümlerini adapte ediyoruz” diyor.42

Gaziantep ve Şanlıurfa’da Yenilikçi Projeler

Gaziantep’te sürdürülebilir konut tasarımlarında yerel malzemeler ve biyofilik (doğa dostu) yaklaşımlar öne çıkıyor. Peyzaj mimarları, bölgenin kuraklığa dayanıklı bitkilerini (örneğin belirli otlar ve çalılar) yeşil çatı ve cephe sistemlerinde kullanıyor. Bu bitkiler, su tutma ve gölgeleme özellikleriyle binaların enerji ihtiyacını azaltıyor.35

Şanlıurfa’da ise Harran’ın geleneksel evleri (yuvarlak kubbe yapılar) ve su yönetim sistemleri inceleniyor. Karınca kolonilerinin havalandırma tünelleri veya kaktüslerin su depolama mekanizmaları gibi doğa örnekleri, yeni tarımsal yapılar ve seralarda uygulanıyor. Bir üniversitenin yürüttüğü projede, yerel böcek ve bitki türlerinden esinlenilerek su tasarruflu sulama sistemleri geliştiriliyor.

Eğitim ve Gelecek

Bölgedeki üniversiteler ve kalkınma kurumları, biyomimikri eğitimlerini artırıyor. Öğrenciler, doğadaki süreçleri (fotovoltaik paneller için böcek kabukları, hafif yapılar için sabun köpüğü geometrisi gibi) inceleyerek yenilikçi projeler üretiyor. Bu çalışmalar, hem turizmi canlandırıyor hem de yeşil istihdam yaratıyor.8

Uzmanlar, Güneydoğu Anadolu’nun biyomimikri potansiyelinin yüksek olduğunu vurguluyor: “Bölge, kurak iklim, zengin biyoçeşitlilik ve kadim mimari mirasıyla Türkiye’nin biyomimetik laboratuvarı olabilir.”

Bu yaklaşım, sadece çevresel sorunlara çözüm getirmekle kalmıyor; kültürel sürekliliği de güçlendiriyor. Doğadan öğrendiğimiz bu yolculuk, bölgenin sürdürülebilir kalkınmasına önemli katkılar sunmaya devam edecek.

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Güneydoğu Anadolu için doğayla uyumlu tasarım, artık bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor. (Haber Merkezi)

“Haber görsel, haberin ana temalarını (Harran kümbet evleri + Diyarbakır bazalt mimarisi + doğal uyum) bir arada gösteriyor”

Devamını Oku

Barak Ovası’na can suyu!

Barak Ovası’na can suyu!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Barak Ovası’na can suyu!

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Oğuzeli ilçesi Altınyurt Kırsal Mahallesi’nde yaptığı ziyarette Cansuyum Projesi kapsamında imalatı ve tamiri yapılan sulama kanallarını inceledi. Başkan Şahin daha fazla üretim ve kendi kendine yetebilme vurgusu yaptı.

Tarım ve hayvancılığa desteği sürdüren ve üretimde modern tekniklerin yayılmasını amaçlayan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin Cansuyum Projesi ile ekilebilir araziler suyla buluşuyor. Bu kapsamda Devlet Su İşleri iş birliğinde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi su kanallarının ve imalatı ile tadilatı yapılıyor.

Oğuzeli ilçesinde bulunan Altınyurt Kırsal Mahallesi’ni ziyaret eden Başkan Fatma Şahin, teknik ekibiyle beraber tadilatı yapılan kanallarda incelemelerde bulundu. Vatandaşlarla bir araya gelen Şahin, talepleri dinledi yapılan çalışmaları aktardı.

CANSUYUM İLE YAKLAŞIK 100 BİN HEKTAR ALAN SULANACAK

Cansuyum Projesi ile Gaziantep’te bulunan ve atıl durumdaki sulama kanalları tekrardan canlandırılarak tarıma güçlü bir destek sağlanması hedeflenirken suyun yönetimi konusunda büyük bir adım atılıyor. Proje kapsamında 205 bin 211 metre sulama kanalı tamamlanırken, toplam 317 bin metre sulama kanalı yapılacak. Kanalların tamamlanmasıyla 98 bin 10 dekar alan sulamaya açılacak.

ŞAHİN: BUGÜN KANALLARIMIZ SAYESİNDE TOPRAK SUYA KAVUŞTU

Ziyareti sonrası Cansuyum Projesi ile ilgili yaptığı açıklamada Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gazi şehrin bereketli hilalin ortasında Mezopotamya’nın göbeğinde olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Barak Ovası’ndayız. Bereketli bir ova var. Ova’nın sulanması çok önemliydi. Can Suyum Projesi’ni başlattık. Bugün kanallarımız sayesinde toprak suya kavuştu. Daha fazla üretmemiz ve kendi kendimize yetmemiz lazım. Bu ovaları çok iyi değerlendirmemiz lazım.

BU KOCA OVAYI ÇOK GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE ÜRETİM MERKEZİ YAPIYORUZ

Konuşmasının devamında Başkan Fatma Şahin şunları söyledi:

“Burada hem Can Suyum Projesi ile toprağı suya kavuşturuyoruz hem akıllı tarımla bilimsel destek veriyoruz. Bu koca ovayı çok güçlü bir şekilde üretim merkezi yapıyoruz. Maliyetleri azaltmak içinde mazot veriyoruz ve Çiftçi Kart ile de desteklerimizi sürdürüyoruz.” (Bülten) 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes