24 Eylül 2025 Çarşamba
Sokak Hayvanlarının Zorlu Mücadelesi 4 Nisan Sokak Hayvanları Günü
Terörün Gölgede Bıraktığı Doğa: Sessiz Mağduriyetin Hikayesi
Zambak
Brezilya’da Jaguar Tarih Yazdı: 2,3 Km’yi Yüzerek Geçti
Deprem korkusu kronikleşiyor! Kahramanmaraş 4.4’lük sarsıntı kaygıyı yeniden tetikledi…
İkinci Taş Teoremi: Medeniyet ve İlerleme

Önce insan vardı. İnterneti ve dijital dünyayı yarattı. Efendisi olduğu bu dünyaya kitleler halinde bir göç başlattı. Fiziksel dünyanın kaotik olduğundan bahseden birçok insan sanal dünyada yerini aldı. Ancak, yalnızca kaostan sıkıldığımız için mi sanal dünyaya göç ettik? Elbette ki, hayır. Ülkeler, devletler, özel ve kamusal alanlardaki kuruluşlar ve toplumun kendisi fast foodlaşan dünyanın hızına, donanımına ve elbette ki kendi gelişiminin bir sonraki adımına erişebilmek adına interneti kullandı. Bir süre sonra vazgeçebileceğimiz bir olgu olmaktan çıkan internet hayatımızın neredeyse her anında bizi içine çekti. Daha fazla kullanma ihtiyacı hissederek etkileşimimizi artırdık. Elbette; en yüksek faydayı elde etmek için yapılan pratik ve rasyonel kararlar, daha ucuz, daha hızlı ve çeşitliliğin fazla olduğu bu mekâna gitmekte haklıydı. Kullandık, kullanıyoruz ve kullanacağız.
Pekâlâ, buraya kadar anlattığımız olay kitlelerin sanal dünyayı keşfiyle başlayan yolculuğunun küçük bir bahsiydi. Şimdi ise bu sanal âlemin insanı büyülemesiyle birlikte insanın fiziki dünyadan kopma isteği ve internetin daha fazla tercih edilebilirliği üzerinde duralım. Neden sanal âlem daha cazip bir hal almaya başladı? G. Ritzer “Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek” adlı yapıtında bu soruya şöyle cevap veriyor; “Yeni tüketim araçları büyüleme yeteneğine sahiptir ve birçok açıdan hayli seyirliktir, ama her şeyin ötesinde de hayli etkili satış makineleridir”. Bu durumda; tüketim araçlarının değişmesiyle insan, yeni âlemde, yeni arzu nesnesiyle zaman geçirmekten keyif alacaktır. Sihirli etkilere sahip dijital ortam, varlığını bu tüketim çılgınlığına borçludur. Çünkü bu arzu nesnesi; günümüzde, insanın bitiremeyeceği kadar çoktur. Haz aldığımız sürece tüketim, tüketim olduğu sürece de büyülenmek baki kalacaktır.
Sen, değerli okur bu konuda ne düşünüyorsun?