• HABERLER
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • FİNANSİF
  • GAZİANTEP
  • EKOLOJİ
Halil Aslan

Halil Aslan

24 Eylül 2025 Çarşamba

İkinci Taş Teoremi: Medeniyet ve İlerleme

İkinci Taş Teoremi: Medeniyet ve İlerleme
0

BEĞENDİM

ABONE OL
İkinci Taş Teoremi: Medeniyet ve İlerleme

İlk taş, medeniyetin temelini oluşturan kolektif bütünlüktür. İkinci taş ise; medeniyet gelişim katmanında, bu kolektif bütünlüğün tekrar eden değil, kendini dönüştüren ve kendine uygun olanı seçerek devam eden yapısını ifade eder.

Goldilocks ve Medeniyet

Goldilocks (Altın Saçlı Kız), üç ayının yaşadığı eve geldiğinde üç farklı kâsede lapa olduğunu görmüş. Lapalardan birisi çok sıcak diğeri, çok soğukmuş. Üçüncü kâseye yöneldiğinde tam kıvamında bir yemekle karşılaşmış ve onu yemiş. Goldilocks, evin içerisinde bulunan üç sandalye ve yatağı da kendisine uygun olanı tercih ederek kullanmış. Medeniyet/uygarlık “Kolektif değerler bütünü”*dür. Bu sistem varlığını sürdürmek ve geliştirmek için iç ve dış koşullara adapte olmak zorundadır. Şöyle bir düşünelim: Yetersiz iklim şartlarının olduğu çöller ve kutuplarda yaşamak veya ekvatorun ortasındaki yağmur ormanlarında fazlasıyla rahat iklim koşullarına sahip olmak mı yoksa her ikisini de yeterli düzeyde karşılayan medeniyetler mi gelişimi sağlar?

Medeniyetler tarih boyunca tıpkı “Goldilocks (Altın Saçlı Kız) ve Üç Ayı” masalında olduğu gibi yeterli koşulları sağlayanlar açısından gelişime açık olmuştur. Uygun koşulları sağlayanlar için gelişim ve ilerleme kaçınılmaz bir sonuç gibi görünürken yetersiz, uygun olmayan koşullarda yaşam kendisini ilerlemekten alıkoymuştur.

Her koşul olumlu sonuçlar doğurmasa da, ilerlemenin ve uyum sağlamanın odağında bulunur. Kolektif yapının, kurumların ve teknolojinin birlikteliği ile medeniyet; kendini geliştirme ve ilerleme argümanına uygun davranır. Ancak savaşlar, göçler, kıtlık ve salgın hastalık, iklim şartlarının yetersizliği, canlı popülâsyonunun azlığı veya yetersizliği gibi durumlar da bu yapının dönüşümünde etkin rol oynar. Dolayısıyla; medeniyetin ilerleyişi, pasif bir şekilde var olan şartlara boyun eğmek değil, ikinci taş olarak adlandırdığımız aktif ve dönüştürücü uyum sağlama yeteneğinin bir sonucudur. Bu yetenek, Goldilocks Prensibi’nin işaret ettiği gibi, ne fazla zor ne de fazla kolay olanın değil, “tam kıvamındaki” zorluklar karşısında en verimli şekilde ortaya çıkar. Gelişim, yalnızca olumlu koşulların değil, dengeli zorlukların ve bu zorluklara verilen tepkilerin sonucudur.

Evet, sevgili okur. Goldilocks ve ben kısaca ilerlemenin ve medeniyetin bu olguya karşılık gösterdiği tepkilere kısa bir bakış attık. Belki de gelecek yazımızda ikinci taş için farklı gelişim katmanlarından bahsederiz. Peki, sizce medeniyetler ve/veya toplumlar nasıl gelişir? Dönüşüm ve ilerleme yalnızca olumlu etkiler sonucunda mı ortaya çıkar? Bu da bir diğer yazının konusu.

*Kalın, İbrahim. “Dünya Görüşü, Varlık Tasavvuru Ve Düzen Fikri: Medeniyet Kavramına Giriş”. Divan: Disiplinlerarası Çalışmalar Dergisi, no. 29 (December 2010): 1-61.

Devamını Oku

Kültür İçinde Ölmez Bir Bitki: Zeytin

Kültür İçinde Ölmez Bir Bitki: Zeytin
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kültür İçinde Ölmez Bir Bitki: Zeytin

Tarih boyunca insan ölümsüzlüğün peşinden koşmuştur. İnsan;  uzun yaşamın sırlarına, gençlik ve şifa verici araçlara hem inanmış hem de kullanmıştır. Kimi zaman dini gereçlerin, kimi zaman mitolojik anlatılarda bulunan veya kullanılan eşyaların ya da doğal kaynakların (su vb.) gençlik ve uzun ömür sağladığına inanan insan, aynı özellikleri gıdalar üzerinden de aramıştır. Bu uzun yaşam kaynaklarından birisi de muhakkak zeytin olmuştur. Zeytinden elde edilen yağlar ile yenilenme ve sağlık kazanılmaya çalışılmış, zeytin ağaçlarının uzun ömürlü yapıları ve yeşil yapraklarıyla da ölümsüzlük ilişkisi kurulmuştur. Akdeniz uygarlıklarında ve Anadolu medeniyetlerinde bu ilişkisel yaklaşım kendini açıkça göstermiştir. Birçok hastalığa iyi gelen zeytinin tüketilmesi, yukarıda bahsedilen şifa ve uzun yaşam kaynağı olma özelliğini bilimsel açıdan da desteklemektedir. Kanser, mide, göz rahatsızlıkları, saç ve cilt hastalıklarının iyileştirilmesinde antik dönem uygarlıklarından günümüze kadar tedavi amaçlı zeytinden faydalanılmıştır.

Kültürel Açıdan Zeytin

Zeytin yalnızca üretimi yapılan bir ürün olmamıştır. Toplumların kültürel kodlarında da yer edinmiş önemli bir semboldür. Birçok dinde kutsal sayılan zeytin kutsal kitaplarda da yer almıştır.  Kuran’da, Tevrat’ta ve İncil’de zeytin ağacından bahsedilmektedir. Tufan anlatılarında Nuh’un gönderdiği güvercinin zeytin dalı ile geri dönmesi, barışın ve yeniden doğuşun sembolü olarak gösterilmiştir. Tarihi kalıntıların araştırılması sonucu, en eski zeytin ağacı kalıntılarının Anadolu’da bulunduğu tespit edilmiştir. Bu da zeytinin, Anadolu’da yaşayan uygarlıklar tarafından benimsendiğini ve yaşantıları içerisinde önemli bir yer edindiği anlamına geliyor. Örneğin; antik Yunan tanrıçalarından olan Athena, zeytin ağacını yaratarak insanlığa hediye etmiştir.  Bu anlatı Philip Wilkinson’un “Efsaneler ve Mitler” adlı kitabında şöyle yer almaktadır:  “Hem Poseidon hem Athena, Atina şehrini kontrol altında tutan tanrı olmak istiyorlardı. Birbirlerine savaş ilan edip dövüşmek yerine şehrin halkına en iyi hediyeyi kimin vereceği konusunda bir bahse tutuştular. Deniz tanrısı Akropolis’e (Atina’ya yüksekten bakan tepe) tırmandı ve en tepeye ulaştığında tridentini sert toprağa hızlıca sapladı ve o anda topraktan tuzlu su fışkırmaya başladı. Ardından Athena Akropolis’e geldi ve hediyesini sundu. Bu, şehirde büyüyecek ilk zeytin ağacıydı.” (P. Wilkinson)

Elbette, zeytin için kutsallık ve tüketilebilirlik yeterli değildir. İnsanların dillerinde, yaşayışlarında, kullandıkları (halı, kilim, süs ve yemek eşyaları vb.) eşyalarda, paraların üzerinde, mimaride,  türkülerinde, manilerinde, şifa bulmak (iyileşmek) adına ilaç yapımında, güzellik kıstaslarında, doğum ve düğün gibi geçiş dönemlerinde vs. zeytinin izlerine rastlamak mümkündür. Bu bitki, Türklerde bolluk, bereket ve gücün sembolü olarak kabul edilmiştir.  Bunun temel sebebi ağacından, meyvesine ve çekirdeğine kadar zeytinin her parçasından yararlanılmasından dolayı olabilir.

“Zeytin yaprağı yeşil aman bir yar elinden

Altında kahve pişir yareli yar elinden

Beni sana vermezler aman da bir yar elinden

Aklını başan devşir oy nerelere gidem elinden”

 (Kilis Yöresi’ne ait bir türkü)

Evet, sevgili okur. Bu küçük kültür yolculuğundan sonra siz de zeytinin hayatımızın içinde ne kadar yer kapladığını hiç düşündünüz mü?

Devamını Oku

Kilis’te Kışa Hazırlık: Belediye Çalışmaları Hız Kesmiyor

Kilis’te Kışa Hazırlık: Belediye Çalışmaları Hız Kesmiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kilis’te Kışa Hazırlık: Belediye Çalışmaları Hız Kesmiyor

Kilis Belediyesi, yaklaşan kış mevsimine karşı tüm önlemleri almak için sahada. Kar yağışı ve soğuk hava koşullarına karşı hazırlıklar kapsamında ekipler, tuzlama ve kar küreme araçlarının bakımlarını tamamladı, stoklar yenilendi. Mazgal temizliği, yol bakımları ve özellikle kırsal mahallelerdeki ulaşım ağlarının güçlendirilmesi gibi çalışmalar da hızla devam ediyor.

Belediye yetkilileri, halkın kış aylarını güvenli ve sorunsuz geçirebilmesi için 7/24 görev başında olacaklarını vurguladı.

Sizler de bu hazırlıkları merak ediyorsanız, Kilis’in kışa nasıl hazırlandığını bizimle keşfedin!

IMG 20241126 WA0049
Kilis Belediyesi ekipleri, kış öncesi ağaç budama ve bakım çalışmalarına başladı. Ağaçların sağlıklı büyümesi ve olumsuz hava koşullarından etkilenmemesi için yapılan bu çalışmalar, şehirdeki yeşil dokunun korunmasına büyük katkı sağlıyor.
IMG 20241126 WA0055
Kilis Belediyesi, kış aylarında ulaşımın sorunsuz devam etmesi için yol bakım ve asfalt çalışmalarını hızlandırdı. Özellikle yoğun kullanılan güzergâhlarda yapılan bu çalışmalar, hem sürüş güvenliğini artırıyor hem de yolları kış şartlarına hazırlıyor.
IMG 20241126 WA0061
Kilis Belediyesi, kışa hazırlık kapsamında kaldırım bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor. Kayma ve düşme riskini azaltmak için yıpranan taşlar yenileniyor, engelli erişimine uygun düzenlemeler yapılıyor. Şehirde daha güvenli ve konforlu bir yaya trafiği hedefleniyor.
IMG 20241126 WA0067
Kilis Belediyesi, kış aylarında olası su birikintileri ve taşkınları önlemek için mazgal ve logar temizliği çalışmalarına hız verdi. Tıkanıklıkların giderilmesiyle yağmur sularının hızlı bir şekilde tahliye edilmesi sağlanıyor, böylece hem yollar hem de sokaklar kışa hazırlanıyor.
IMG 20241126 WA0054
Kilis Belediyesi ekipleri, park ve yeşil alanlarda yabani ot temizliği çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar, hem estetik bir görünüm sağlıyor hem de bitkilerin sağlıklı büyümesine katkıda bulunuyor. Daha temiz ve düzenli parklar için çalışmalar aralıksız devam ediyor.

Kilis Belediye Başkanı Av. Hakan Bilecen’in öncülüğünde gerçekleştirilen bu çalışmalar, şehrin kışa sorunsuz girmesini sağlamak adına büyük bir titizlikle yürütülüyor. Başkan Bilecen, “Vatandaşlarımızın kışın zorluk yaşamamaları için tüm hazırlıklarımızı eksiksiz tamamladık. Şehirdeki her noktada bakım ve onarım çalışmalarımız devam ediyor,” diyerek, ekiplerinin 7/24 sahada olacağını belirtti. (Haber: Gizem Sezer Aktaş)

Devamını Oku

Fast Foodlaşan Dünyamın Sanat Sancıları

Fast Foodlaşan Dünyamın Sanat Sancıları
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kültür İçinde Ölmez Bir Bitki: Zeytin

Nedir bu fast foodlaşma meselesi? Sanayi Devrimi ile gelen, seri üretim ve hızlı yaşamın hızlı tüketimle buluşmasından dolayı ortaya çıkan bir yapıdan bahsediyorum. Hızlı tüketim kavramı, modern dünyanın pek çok alanında kendisine yer ediniyor. Bu kavramı unutmayalım, daha sonra buraya döneceğiz. G. Ritzer, “Toplumun McDonaldlaştırılması” adlı kitabında şöyle diyor: “İleride göreceğiniz gibi McDonaldlaştırma yalnızca restoran sanayisini değil, eğitim, iş, sağlık, seyahat, zevk, rejim, politika, aile ve toplumun tüm diğer özelliklerini de etkilemektedir”. Ritzer, fast foodlaşmanın yalnızca yemek sanayisinde değil, (seri) üretim ve tüketimin olduğu her alanda görüldüğünü dile getirirken gelin beraber sanatın fast foodlaşmasına ve hızlı üretime kısa bir bakış atalım.

Sanatta Hızlı Olmak

Önce sanatta hızlı üretime değinelim. Tabii olarak bu meseleye kimi sanatseverler ve sanatçılar karşı çıkacaktır. Ancak bu durumu lehte gerçekleşen bir gelişme olarak görenler de diğer kutupta yerini almış durumdalar. Sanat, hızlıve ekonomik olarak üretildiği zaman da sanat eseri olarak görülebilecek mi bilmiyorum. Ama hızlı üretimin sanat değerinde dalgalanmalara neden olduğundan eminim. Burada sanat kelimesine yaptığımız vurgu ile sanatın tanımını da düşünmemiz ve ona göre hareket etmemiz gerekecek. Fakat bu tanımlama işini sizlere bırakıyorum. Çeşitlilik ve hızlı üretim olağanüstü derecede fazla. Bu duruma her sanat dalında rastlamaktayız. Işıkla resim yapma sanatı olan fotoğraflar var mesela. Resim yapmaktan daha hızlı bir şekilde, anında, fotoğraf çekebiliyoruz. Öyle ki edebi ürünlerin üretimi, günümüz teknoloji araçlarının da yardımıyla kısa sürede nihayete erebiliyor ya da düzenlenebiliyor. Dijjital âlemde yapay zekâlar sayesinde, hayal gücümüz bizi birer sanatçı edasıyla üretime sürükleyebiliyor. Hızın, değişen ve dönüşen dünyadaki rolü yadsınamaz bir gerçek olmasına karşın tek etken olmadığını da belirtmek isterim. Burada olguları minimalize etmek hızın arkasına eklemlenebilecek bir etken olarak görülebilir.

 Hızlı Tüketim Üretim Açığına Neden Olur Mu?

Tüketim; TDK sözlüklerinde “kullanarak harcayarak yok etmek, bitirmek” anlamında kullanılmaktadır. Hızlı tüketim bu bitirme/yok etme işini katlayarak ilerletmektedir. Tüketim çılgınlığına kapılmak günümüz dünyasında normal karşılanıyor olsa da, uzun vadede bireylerin maddi dengelerini bozabilir, çevresel kaynakların tükenmesine yol açabilir ve sanatçının yaratım dünyasındaki üretimi olumsuz etkileyebilir. Asıl sorun ise artan talep nedeniyle sanatsever kitleyi ne kadar besleyebildiğimizdir. Bir müziği birkaç dakika içerisinde tüketmek çok kolay bir eylem. Öyle ki edebiyat alanında “küçürek öykü” denen bir kavram var artık. En az kelimeyle yazılmış olan öyküler ve sıkıştırılmış felsefenin birlikteliğinden oluşan bu kısa kurmacalar hızlı tüketimi açıklamak için birebir yapıtlar. Hatta edebiyatın doruk noktası olarak ele alabileceğimiz, film sektörünü bile geride bırakan dijital oyunlar, hızlı tüketimin en güzel örneklerinden biridir. Ayrıca burada pasif tüketici konumunda olmak zorunda değiliz. Artan talebe uygun tüketim ürünleri ortaya koymak sanatçı ve tüketicinin karşılıklı alışverişini normal düzeyde tutabilir.

Sonuç olarak, sanatta üretim ve tüketim, günümüzde hız etkisini de dikkate alarak paralel bir gelişim göstermektedir. Hızlı tüketim kültürü, sanatın değerini ve anlamını yeniden tanımlamayı gerektirebilir.

                                                                                              

Devamını Oku

Sanal Âleme Göç Ediş: (Yeni) Arzu Nesnesinin Gücü

Sanal Âleme Göç Ediş: (Yeni) Arzu Nesnesinin Gücü
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kültür İçinde Ölmez Bir Bitki: Zeytin

Önce insan vardı. İnterneti ve dijital dünyayı yarattı. Efendisi olduğu bu dünyaya kitleler halinde bir göç başlattı. Fiziksel dünyanın kaotik olduğundan bahseden birçok insan sanal dünyada yerini aldı. Ancak, yalnızca kaostan sıkıldığımız için mi sanal dünyaya göç ettik? Elbette ki, hayır. Ülkeler, devletler, özel ve kamusal alanlardaki kuruluşlar ve toplumun kendisi fast foodlaşan dünyanın hızına, donanımına ve elbette ki kendi gelişiminin bir sonraki adımına erişebilmek adına interneti kullandı. Bir süre sonra vazgeçebileceğimiz bir olgu olmaktan çıkan internet hayatımızın neredeyse her anında bizi içine çekti. Daha fazla kullanma ihtiyacı hissederek etkileşimimizi artırdık. Elbette; en yüksek faydayı elde etmek için yapılan pratik ve rasyonel kararlar,  daha ucuz, daha hızlı ve çeşitliliğin fazla olduğu bu mekâna gitmekte haklıydı. Kullandık, kullanıyoruz ve kullanacağız.

 Pekâlâ, buraya kadar anlattığımız olay kitlelerin sanal dünyayı keşfiyle başlayan yolculuğunun küçük bir bahsiydi. Şimdi ise bu sanal âlemin insanı büyülemesiyle birlikte insanın fiziki dünyadan kopma isteği ve internetin daha fazla tercih edilebilirliği üzerinde duralım. Neden sanal âlem daha cazip bir hal almaya başladı? G. Ritzer “Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek” adlı yapıtında bu soruya şöyle cevap veriyor; “Yeni tüketim araçları büyüleme yeteneğine sahiptir ve birçok açıdan hayli seyirliktir, ama her şeyin ötesinde de hayli etkili satış makineleridir”. Bu durumda; tüketim araçlarının değişmesiyle insan, yeni âlemde, yeni arzu nesnesiyle zaman geçirmekten keyif alacaktır. Sihirli etkilere sahip dijital ortam, varlığını bu tüketim çılgınlığına borçludur. Çünkü bu arzu nesnesi; günümüzde, insanın bitiremeyeceği kadar çoktur. Haz aldığımız sürece tüketim, tüketim olduğu sürece de büyülenmek baki kalacaktır.

Sen, değerli okur bu konuda ne düşünüyorsun?

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes