04 Haziran 2026 Perşembe
Sokak Hayvanlarının Zorlu Mücadelesi 4 Nisan Sokak Hayvanları Günü
Terörün Gölgede Bıraktığı Doğa: Sessiz Mağduriyetin Hikayesi
Zambak
Brezilya’da Jaguar Tarih Yazdı: 2,3 Km’yi Yüzerek Geçti
Deprem korkusu kronikleşiyor! Kahramanmaraş 4.4’lük sarsıntı kaygıyı yeniden tetikledi…
İkinci Taş Teoremi: Medeniyet ve İlerleme

Şehitkamil Belediyesi, Atalar, Battal ve Işıklı mahallelerinde üç yeni sosyal tesisin inşaatına başladı. Çok amaçlı salonlar, eğitim-kurs alanları ve farklı yaş gruplarına hitap eden bölümlerle donatılması planlanan tesislerin, mahalle sakinlerinin sosyal yaşamını canlandırması hedefleniyor.
Ancak projeler, çevre ve ekoloji açısından soru işaretleri de yaratıyor. Hızla büyüyen ilçede yeşil alanların giderek daraldığı bir dönemde yeni beton yapıların ne kadar alan kapladığı, mevcut yeşil dokuya ve ekolojik dengeye etkisinin ne olacağı, ısı adası etkisini artırıp artırmayacağı ve inşaat sürecinde çevreye verilecek olası zararlar şimdilik belirsizliğini koruyor.
Belediye Başkanı Umut Yılmaz, tesislerin mahallelerin talepleri doğrultusunda planlandığını ve yaşam kalitesini artıracağını belirtirken; çevreci bakış açısına göre asıl kritik soru şu: Bu tesisler mahalle kültürünü güçlendirirken, aynı zamanda son kalan yeşil alanları da mı feda ediyor?
Tamamlandığında sosyal dayanışmaya katkı sunması beklenen tesislerin, aynı zamanda sürdürülebilir ve ekolojiyle uyumlu bir yaklaşımla mı tasarlandığı, yoksa klasik betonlaşma örneği mi olacağı yakından takip edilecek. (Haber Merkezi)

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ovaya hakim olan bu muhteşem manzara, hem yerli halkı hem de doğa tutkunlarını büyülemeye devam ediyor. Barak Ovası’nın verimli düzlükleri, yüzyıllardır buğday, pamuk ve çeşitli ürünlerle anılırken, bu yıl yağışların da bereketiyle yabani gelincikler adeta bir halı gibi serildi. Kırmızı gelincikler, ova sakinlerinin deyimiyle “toprağın kanayan kalbi” gibi görünüyor; hem hüznü hem umudu aynı anda taşıyor.
Barak kültürüyle özdeşleşmiş bu geniş ova, Karkamış’tan Oğuzeli’ne, Suriye tepelerinden Nizip’e kadar uzanıyor. Atalarının Horasan’dan getirdiği bereketli toprak mirasını bugün de koruyan Baraklılar, gelinciklerin arasında hasat hazırlığı yaparken bir yandan da bu doğal güzelliğin tadını çıkarıyor. Özellikle gün batımında ovayı kızıla boyayan görüntü, adeta bir masal sahnesini andırıyor. Fotoğraf makinelerini kapıp ovaya akın eden ziyaretçiler, “Burası Türkiye’nin Toskana’sı olmuş” yorumlarını yapıyor.
Tarım uzmanları, gelinciklerin toprağın sağlığı için de önemli bir gösterge olduğunu belirtiyor. Bu gösterişli çiçekler, ovadaki ekosistemin canlılığını gözler önüne sererken, bölgede son yıllarda yapılan sulama projeleriyle tarımın daha da verimli hale geldiği vurgulanıyor. Sulanmayan tek bir metrekare toprağın kalmayacağı hedefiyle yürütülen çalışmalar, Barak Ovası’nı geleceğin tarım yıldızı yapıyor.
Eğer siz de baharın en çarpıcı yüzünü görmek istiyorsanız, rotanızı Gaziantep’in bu mütevazı ama büyüleyici ovasına çevirin. Sabah erken saatlerde veya akşamüstü ışıklarında Barak Ovası’ndaki gelincik tarlaları, unutulmaz kareler ve derin bir huzur vadediyor.
Doğa burada yeniden doğuyor… Ve Barak Ovası, kırmızı gelincikleriyle “Hoş geldin bahar” diyor!
Bu bahar Barak’a yolunuz düşerse, bir demlik çay eşliğinde o kırmızı denizin ortasında kendinizi kaybedebilirsiniz. Ne dersiniz, siz de gelinciklerin arasına karışmak ister misiniz? (Haber Merkezi)



Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası tanı alıyor, 10 milyona yakın kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde ise her 5 kadından ya da erkekten biri yaşamı boyunca kansere yakalanıyor ve her 12 kadından biri ile her 9 erkekten biri kanser nedeniyle vefat ediyor. Kanserle mücadelede en etkili yöntemin “erken teşhis” olduğunu söyleyen Central Hospital uzmanları, erken tanının, düzenli kontroller ve vücudu dinlemenin; kanseri korkulacak bir hastalık olmaktan çıkarıp, yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorununa dönüştürdüğünü belirtiyor.
Kanser, günümüzde erken tanı ve doğru tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabilen bir hastalık haline geldi. 04 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında uzmanlar, kanserde asıl riskin hastalığın kendisi değil, geç kalınmış kontroller olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü birçok kanser türü, erken evrede belirti vermeden ilerleyebiliyor; ancak zamanında fark edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek oranlara ulaşıyor. Central Hospital uzmanları, hem kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserinde hem de sindirim sistemi kanserlerinde erken tanının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yapıyor.
Meme kanserinde bir kontrol, bir hayat demek
Meme kanseri, çoğu zaman ağrıya neden olmadan ilerleyebiliyor. Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseri riskiyle karşı karşıya kalırken, erken teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek seviyelere ulaşıyor. Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayça Özgürel Bozkurt, kadınların kendi vücutlarını tanımasının ve düzenli kontrollerini ihmal etmemesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Dr. Bozkurt, her kadının ayda yalnızca 5 dakikasını ayırarak kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiğini vurguluyor. Memede ele gelen sertlik, şekil değişikliği, ciltte kızarıklık, çekilme ya da akıntı gibi bulguların mutlaka bir uzmana başvurmak için yeterli nedenler olduğunu ifade eden Dr. Bozkurt, özellikle 40 yaşından sonra düzenli mamografi kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Ertelemek, riski büyütür. Erken davranmak ise hayatı korur” diyen Dr. Bozkurt, meme kanserinde erken tanı sayesinde kadınların yaşamlarına kaldıkları yerden sağlıklı bir şekilde devam edebildiklerini belirtiyor.
Sindirim sistemi kanserlerinde ameliyatsız tedavi dönemi
Erken tanının önem taşıdığı bir diğer alan ise sindirim sistemi kanserleri. Günümüzde tıptaki teknolojik gelişmeler sayesinde, sindirim sistemi hastalıklarının ve hatta erken evre kanserlerin büyük bir bölümü ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebiliyor. Central Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sait Buğdacı, ileri endoskopik yöntemlerin sindirim sistemi kanserlerinde adeta bir dönüm noktası yarattığını belirtiyor. Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD),Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR), Peroral Endoskopik Miyotomi (POEM) ve ERCP gibi modern yöntemler sayesinde erken evre kanserli dokuların endoskopik olarak çıkarılabildiğini ifade ediyor. Özellikle ESD yöntemi, yemek borusu, mide ve bağırsaklarda kanserleşme riski taşıyan ya da erken evrede tanı konulmuş lezyonların ameliyatsız şekilde temizlenmesine olanak tanıyor. Bu sayede hastalar büyük cerrahi girişimlere maruz kalmadan, daha az ağrı ve çok daha hızlı iyileşme süreciyle sağlıklarına kavuşabiliyor.

Her 8 erkekten biri risk altında: Tanı hayat kurtarıyor
Dünyada her yıl bir milyondan fazla erkeğe prostat kanseri teşhisi konuyor. Ülkemizde ise erkekler en çok akciğer ve prostat kanserine yakalanıyor. Günümüzde 8 erkekten birinin prostat kanserine yakalandığı göz önüne alındığında kontrol ve tarama hayat kurtarıcı olabiliyor.

Prostatın 45 yaşından sonra büyümeye başladığını ve bir erkek yaş aldıkça hastalığın kaçınılmaz hale geldiğini söyleyen Central Hospital’dan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Topuz, ailesinde prostat hastası olanların 6 ayda bir PSA testi yaptırması gerektiğini vurguluyor. Prostat kanserinin tanısında uzun yıllardır PSA kan testi, makattan yapılan muayene ve ultrason eşliğinde alınan biyopsi yöntemleri kullanılıyor. Ancak prostat kanserinde kesin tanı, mutlaka biyopsi ile konuluyor. Günümüzde açık ameliyat yöntemi artık çok az kullanılıyor. İyi huylu büyüme söz konusuysa hastanın kapalı ameliyatla tedavi edilebildiğini söyleyen Doç. Dr. Topuz, “Lazer prostat ameliyatlarıyla hastalar sıklıkla 1 günde taburcu edilip, yaklaşık bir haftada iyileşme gösterebiliyor” diyor.(Bülten)



Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında sağlık alanındaki destek hizmetlerine bir yenisini daha ekleyerek ayak sağlığına yönelik kişiye özel çözümler sunuyor. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi’ne bağlı Ayak Sağlığı ve Tabanlık Üretim Merkezi, ortopedik rahatsızlıkları bulunan bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor.
Merkezde, engelli bireyler başta olmak üzere ayak ağrısı, duruş bozukluğu ve yürüyüş problemi yaşayan vatandaşlara yönelik kişiye özel ortopedik tabanlık üretimi yapılıyor. Ayak yapısına uygun olarak hazırlanan tabanlıklarla doğru basınç dağılımının sağlanması, vücut hizasının desteklenmesi ve duruş bozukluklarının azaltılması amaçlanıyor.
İLERİ TEKNOLOJİYLE DETAYLI AYAK ANALİZİ YAPILIYOR
Merkeze başvuran vatandaşlar, ortopedik değerlendirme için randevu alarak uzman fizyoterapistler ve ortopedik teknikerler eşliğinde ön muayeneden geçiriliyor. Bu süreçte kişinin ayak yapısı, basış şekli ve hareket analizi ayrıntılı biçimde inceleniyor.
Bilgisayarlı ayak tarama sistemlerinin kullanıldığı değerlendirmelerde, ayağın yük dağılımı, basınç noktaları ve biyomekanik özellikleri tespit ediliyor. Dinamik basınç analizi, statik analiz ve üç boyutlu tarama teknolojisiyle elde edilen veriler doğrultusunda kişiye özel tabanlık tasarımı hazırlanıyor.
HER AYAK YAPISINA UYGUN TABANLIK ÜRETİLİYOR
Tabanlık tasarımında bireyin mevcut ayak deformiteleri ile düztabanlık, yüksek kavis, topuk dikeni ve diyabetik ayak gibi özel durumları dikkate alınıyor. Bu doğrultuda en uygun malzeme ve form belirlenerek üretim süreci başlatılıyor.
Üretimde esnek, dayanıklı ve hafif malzemeler tercih edilirken, EVA, silikon jel ve karbon fiber gibi farklı ihtiyaçlara cevap veren materyaller kullanılıyor. CNC kesim makineleri ile el işçiliğinin birlikte yürütüldüğü üretim sürecinde, bireyin ayak yapısına en uygun tabanlıkların hazırlanması hedefleniyor.
DENEME SÜRECİNİN ARDINDAN KULLANIMA SUNULUYOR
Üretimi tamamlanan tabanlıklar, deneme süreci için yeniden merkezde değerlendiriliyor. İlk kullanım aşamasında oluşabilecek uyum sorunları uzmanlar tarafından incelenerek gerekli düzenlemeler yapılıyor. Tabanlığın ayağa tam uyum sağlamasının ardından kullanım süreci başlatılıyor.
Tabanlık kullanımından sonra bireyin herhangi bir rahatsızlık hissedip hissetmediği de takip edilirken, gerektiğinde yeni düzeltmeler uygulanıyor. Uzmanlar, tabanlıkların belirli aralıklarla kontrol edilmesini ve kullanım süresine bağlı olarak yenilenmesini öneriyor.
HEDEF, YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRMAK
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin öncü sağlık hizmetleri arasında yer alan merkez, vatandaşlara modern ve erişilebilir çözümler sunmayı amaçlıyor. Ayak sağlığı ve tabanlık üretimi alanında uzmanlaşan birim aracılığıyla, hareket kabiliyetinin desteklenmesi ve günlük yaşam konforunun artırılması hedefleniyor.
Özellikle engelli bireyler ile ortopedik rahatsızlıkları bulunan vatandaşlara uygun maliyetli hizmet sunan merkez, bireylerin ihtiyaçlarına yönelik profesyonel çözümler geliştirerek sağlıklı yaşamın desteklenmesine katkı sağlıyor.
“KİŞİYE ÖZEL ANALİZLERLE AYAK TABANLIĞI ÜRETİYORUZ”
Ayak tabanlığı üretiminden sorumlu uzman Muhammet Hasan Sert, ayak sağlığına önem verdiklerini belirterek, “Hastalarımız, gün içinde ayakta kaldıkları sürece taban ağrısı, topuk ağrısı veya ön metatars ağrısı yaşadıkları için bize başvuruyor. Biz de burada önce analiz yapıyoruz, ardından kişiye özel ölçümler alıyoruz” dedi.
Alınan ölçüler doğrultusunda bilgisayar ortamında modelleme yaptıklarını anlatan Sert, “Modelleme işlemleri tamamlandıktan sonra CNC cihazımızda kişiye özel tabanlık üretiliyor. Daha sonra bunu hastalarımıza uyguluyoruz. Süreç bu şekilde ilerliyor” diye konuştu.
Hastaların takip sürecinin de düzenli şekilde yürütüldüğünü belirten Sert, “Tabanlık uygulandıktan sonra hastalarımızı 3 ayda bir ya da 6 ayda bir tekrar çağırıyoruz. Yeniden ölçümler alıyoruz. Hastanın durumunda ilerleme olup olmadığını bu kontrollerde gözlemleyebiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Günlük hizmet kapasitesine ilişkin de bilgi veren Sert, sözlerini şöyle tamamladı:
“Günlük 9 ila 10 kişiye hizmet verebiliyoruz. Ölçümler alındıktan sonra tabanlığın üretim süreci biraz zaman alabiliyor ancak en geç ertesi gün hastamıza teslim edebiliyoruz.” (Bülten)





Türkiye’nin dijital hafızasını gençlerin katkısıyla güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir programı olan KÜRE Projesi eğitimlerinde katılımcılar hem teorik hem de uygulamalı eğitimlere katılarak dijital ansiklopedi yazım süreçlerini etkin şekilde deneyimledi.
86 ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ HEM TEORİK HEM DE UYGULAMALI EĞİTİMLERE KATILDI
2 gün boyunca Büyükşehir Belediyesi Akıllı Şehir Veri Koordinasyon Merkezi’nde süren eğitimlerde üniversitelerin farklı bölümlerinden gelen 86 öğrenci hem teorik hem de uygulamalı eğitimlere katılarak dijital ansiklopedi yazım süreçlerini etkin şekilde deneyimledi.
Programda katılımcılara dijital ansiklopedi metodolojisi, kaynak güvenilirliği, akademik araştırma teknikleri ve müelliflik sorumluluğu gibi temel başlıklarda eğitim verilirken Türkiye’nin kültürel, coğrafi, bilimsel ve teknolojik değerlerini içeren örnek maddeler geliştirdi. Yazılan maddeler uzman editörlerce incelendikten sonra platformda yayınlanacak ve müellif isimleriyle dijital ortamda kalıcı hâle gelecek.
Atölye, gençlerin yalnızca bilgi tüketicisi değil, aynı zamanda doğrulanabilir bilgi üreticisi olarak dijital alanda aktif rol üstlenmesine imkân tanıdı.
PROJE YERLİ DİJİTAL BİLGİ EKOSİSTEMİNİN NİTELİKLİ İÇERİKLERLE BÜYÜMESİNİ HEDEFLİYOR
Programın ana başlığı olan KÜRE Projesi, atölyeler aracılığıyla bilgi üretimine katılımı yaygınlaştırmayı ve yerli dijital bilgi ekosisteminin nitelikli içeriklerle büyümesini hedefliyor. Şeffaflık ve akademik doğruluk ilkelerine dayalı yapısıyla platformda yayımlanan her içerik gerçek kişi veya kurumlar tarafından hazırlanmakta; anonim ya da takma ad ile katkı sağlanmasına izin verilmiyor.
Katılımcılarına kendi bilgi portfolyolarını oluşturma imkânı sunan KÜRE, ansiklopedi, sözlük ve biyografi türlerinde 60’tan fazla kategori altında içerik üretilebilmekte, kullanıcılar geliştirdikleri çalışmalarla hem akademik hem de dijital kimliklerini belgeliyor. Çok dilli altyapı sayesinde Türkçe, İngilizce ve Azerbaycan Türkçesi olarak içerik geliştirme kapasitesi sunuluyor.
ÖZDAL: GAZİANTEP’TE GERÇEKLEŞEN İLK ADIMIN ULUSAL DİJİTAL BİLGİ ÜRETİM SEFERBERLİĞİ’NE DÖNÜŞMESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR
Programla ilgili açıklama yapan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Eğitim, Gençlik ve Spor Daire Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdal ise “Bu çalışma yalnızca bir etkinlik değil; Türkiye’nin kendi dijital ansiklopedisini gençlerle birlikte inşa etme yolunda stratejik bir başlangıçtır. Gaziantep’te gerçekleşen ilk adımın, farklı şehirlere yayılarak ülke çapında bir Ulusal Dijital Bilgi Üretim Seferberliği’ne dönüşmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.



