DOLAR 47,3833 0.07%
EURO 53,8692 0.01%
ALTIN 6.150,62-0,89
BITCOIN 3007474-2.8%
Gaziantep
30°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

  • HABERLER
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • FİNANSİF
  • GAZİANTEP
  • EKOLOJİ
İrem Urtekin

İrem Urtekin

30 Haziran 2026 Salı

Karkamış Kuş Cenneti ekoturizme hazırlanıyor

Karkamış Kuş Cenneti ekoturizme hazırlanıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Karkamış’ta yapımı devam eden Kuş Gözlem Noktası’nda incelemelerde bulunarak son hazırlıkları yerinde değerlendirdi.

Karkamış Arkeolojik Kazı Alanı’nın hemen yanında, Fırat Nehri kıyısında bulunan, Türkiye’nin en önemli kuş göç rotalarından biri üzerinde yer alan ve eşsiz bir ekosisteme ev sahipliği yapan kuş cennetinde çalışmalar hız kesmeden sürüyor.

Çevreye zarar vermeden, doğal yaşamı koruma ilkesiyle hayata geçirilen proje kapsamında oluşturulan 1,5 kilometrelik gezi rotasında ziyaretçiler bölgenin zengin biyolojik çeşitliliğini ve eşsiz doğal güzelliklerini yakından keşfetme imkânı bulacak. İnşa edilen 2’si 3 metre, 1’i ise 6 metre yüksekliğinde olmak üzere toplam 3 gözetleme kulesi sayesinde bölge, yalnızca ziyaretçiler için değil, bilimsel araştırmalar ve doğa fotoğrafçılığı açısından da önemli bir cazibe merkezi haline gelecek.

Antik kent, kuş gözlem alanları ve mesire yerleri, doğayla uyumlu şekilde inşa edilecek yollar ve köprülerle birbirine bağlanacak. Böylece ziyaretçiler, tarihi miras ile doğal zenginlikleri aynı rota üzerinde deneyimleme fırsatı yakalayacak.

Cumhurbaşkanlığı kararıyla “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” ilan edilen bölgede 238 kuş türü, 810 bitki türü, 38 amfibi ve sürüngen türü ile 16 balık türü bulunuyor.

“Küçük bir dokunuş, büyük bir kültür turizminin altlığını hazırlayacak”  

İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Fatma Şahin, bölgenin hem Geç Hitit Dönemi’nin en önemli miraslarından birine hem de Fırat Nehri’nin sunduğu eşsiz doğal zenginliklere ev sahipliği yaptığını belirterek şunları söyledi:

“Dünyanın en fazla kuş çeşidinin olduğu alan burada. Elimizde büyük bir hazine var. Kuş gözetleme kuleleriyle fotoğrafçılıkta bu çok önemli. Geliyorlar saatlerce kuşu çekmeye çalışıyorlar. Çünkü burada kuş çeşitliliği Manyas’tan daha fazla. Antik kentten gelince bir buçuk kilometrelik yolla birlikte kuş gözlem kulelerine çıkacaklar ve dünyada nadir görülen kuş çeşitlerini burada gözetleyecekler ve fotoğrafını çekecekler.

Hepimiz Fırat’ın çocuklarıyız. Hitit Dönemi bize emanet. On iki bin yıllık tarih bize emanet. Biz de şu an bunun hakkını veriyoruz. Karkamış’ın önü çok aydınlık. Önünde çok büyük bir gelecek var. Biz de oraya dokunuyoruz. Küçük bir dokunuş, büyük bir kültür turizminin altlığını hazırlayacak.” (Bülten)

Devamını Oku

Gaziantep’te 350 dönümlük Adrena Park’ta çalışmalar sürüyor

Gaziantep’te 350 dönümlük Adrena Park’ta çalışmalar sürüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Gaziantep’e kazandırılacak dev projeler arasında yer alan Adrena Park alanında incelemelerde bulundu. Toplam 350 dönümlük geniş bir arazi üzerine inşa edilen ve çalışmaları tüm hızıyla devam eden proje, tamamlandığında yalnızca Gaziantep’in değil, Türkiye’nin ve dünyanın sayılı adrenalin merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor.

Proje sahasında yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Başkan Yılmaz, teknik ekipten detaylı bilgi alarak gelinen son durum hakkında değerlendirmelerde bulundu. Adrena Park’ın, içerdiği kapsam ve büyüklük bakımından dünyada benzerine az rastlanan bir kompleks olacağını ifade eden Yılmaz, projenin Gaziantep’in sosyal, sportif ve turistik hayatına büyük katkı sunacağını söyledi.

“Dünyada emsali yok”  

Yılmaz, seçim sürecinde hayalini kurduğu bu projeyi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. Adrena Park’ın sadece bir spor alanı değil, aynı zamanda ailelerin vakit geçirebileceği, gençlerin adrenalin dolu anlar yaşayabileceği çok yönlü bir yaşam merkezi olacağını vurguladı. 

Yılmaz, “Burası sadece Gaziantep için değil, Türkiye için de çok özel bir proje olacak. Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde dahi benzerine rastlanmayan bir kompleksi şehrimize kazandırıyoruz. Amerika’da, İngiltere’de olmayan bir projeyi Gaziantep’te hayata geçiriyoruz. Bu, şehrimiz adına büyük bir gurur kaynağıdır.” dedi.

Uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapacak  

Toplam 350 dönümlük alanın 250 dönümünün pist alanlarından oluşacağını belirten Yılmaz, proje kapsamında karting, drift ve drag pistlerinin yer alacağını kaydetti. 

Adrenalin sporlarına ilgi duyan vatandaşların burada unutulmaz deneyimler yaşayacağını söyleyen Yılmaz, tesisin profesyonel yarışlara da uygun şekilde planlandığını ifade etti. 

Adrena Park’ın yalnızca yerel etkinliklere değil, uluslararası organizasyonlara da ev sahipliği yapacağını vurgulayan Yılmaz, Avrupa ve dünya çapındaki yarışmaların yanı sıra Arap Yarımadası’nda düzenlenen önemli organizasyonların Gaziantep ayağının da burada gerçekleştirilebileceğini söyledi. Bu yönüyle projenin kentin uluslararası tanıtımına önemli katkılar sunacağını belirtti.

“Şehitkamil’in eğlence merkezi olacak”  

Ulaşım konusunda da önemli avantajlar sunacak olan projeye iki ayrı yol bağlantısıyla erişim sağlanacağını belirten Yılmaz, vatandaşların tesise kolay ve hızlı şekilde ulaşabileceğini ifade etti. 

Yılmaz, “Şehitkamil’i sadece hizmet belediyeciliğiyle değil, sosyal ve sportif yatırımlarla da büyütüyoruz. Adrena Park tamamlandığında ilçemizin eğlence ve etkinlik merkezi olacak. Gençlerimiz burada enerjilerini doğru alanlarda kullanacak, ailelerimiz güvenli ve modern bir ortamda vakit geçirecek.” ifadelerini kullandı. 

Spor ve yarış alanlarının yanı sıra sosyal yaşam alanlarıyla da dikkat çeken Adrena Park’ta sinema salonları, piknik alanları ve restoranlar da yer alacak. Böylece proje, sadece yarış tutkunlarının değil, her yaştan vatandaşın keyifle vakit geçirebileceği büyük bir cazibe merkezi haline gelecek. (Bülten)

Devamını Oku

Okullar kapandı, ekran kullanımı çocukları sessizce değiştiriyor!

Okullar kapandı, ekran kullanımı çocukları sessizce değiştiriyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çocuk ve gençlerin stresli YKS ve LGS sürecini arkalarında bırakmalarının ardından okulların kapanmasıyla uzun yaz tatili de başlamış oldu. Dersler, ödevler ve sınav telaşı geride kalırken çocukların günlük yaşamında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Boş zamanın artmasıyla birlikte telefon, tablet, bilgisayar ve oyun konsolları günün büyük bölümünü kaplamaya başlayabiliyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta, yaz tatilinde ekran kullanımındaki artışın çoğu zaman fark edilmeden günlük yaşamın merkezine yerleştiğini belirterek, “Sorun teknoloji değil; teknolojinin çocuğun hayatındaki yerinin kontrolsüz şekilde büyümesidir.” dedi.

“Çözüm denge kurmakta, yasaklarda değil”

Teknolojinin artık yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, çocukların dijital dünyanın içine doğduğunu ve ekranları tamamen yasaklamanın ne gerçekçi ne de sağlıklı bir yaklaşım olduğunun altını çiziyor. Usta, önemli olanın ekranın varlığı değil, kullanım süresi ve kullanım amacı olduğuna dikkat Çekerek: “Ekran, öğrenmeyi destekleyen bir araç da olabilir, zamanı tüketen bir alışkanlık da… Belirleyici olan çocuğun ekran karşısında ne yaptığı ne kadar süre geçirdiği ve bunun günlük yaşamını nasıl etkilediğidir” diyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta; “Okul döneminde çocukların zamanının büyük kısmı dersler, sosyal etkinlikler ve ödevlerle geçerken, yaz tatilinde bu düzen ortadan kalkıyor. Özellikle çalışan ebeveynlerin çocuklarıyla gün boyu ilgilenememesi, sıcak hava nedeniyle dışarı çıkma imkanlarının azalması ve dijital içeriklerin kolay erişilebilir olması ekran kullanımını hızla artırabiliyor. Başlangıçta “oyalansın” düşüncesiyle verilen ekran süresinin kısa sürede alışkanlığa dönüşebildiğini” belirtiyor.

Hareket azalıyor, sağlık sorunları artıyor

Usta; “Kontrolsüz ekran kullanımı sadece zaman kaybına neden olmuyor; çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini de önemli ölçüde etkiliyor. Saatlerce ekran karşısında oturan çocuklarda fiziksel aktivite azalıyor. Bunun sonucunda kilo artışı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi sorunları ve göz yorgunluğu gibi problemler daha sık görülebiliyor.”

Uyku Düzeni bozuluyor

Özellikle gece saatlerinde telefon ve tablet kullanımının uykuya geçişi zorlaştırdığını belirten İsmail Anıl Usta, düzensiz uykunun çocukların hem ruh halini hem de bilişsel performansını olumsuz etkileyebileceğini ifade ediyor.

Dikkat süreleri kısalıyor

Sürekli değişen dijital uyaranlara maruz kalan çocuklarda dikkat dağınıklığı, sabırsızlık ve sıkılmaya karşı düşük tolerans gelişebildiğini belirten Usta, gerçek yaşamın doğal temposunun dijital içerikler kadar hızlı olmadığı için çocukların kitap okumak, üretmek ya da uzun süre odaklanmakta zorlanabileceğine de dikkat çekiyor.

Kıyas kültürü özgüven gelişimini olumsuz etkiliyor

Özellikle ergenlik döneminde sosyal medya kullanımının artmasıyla çocukların kendilerini başkalarının yaşamlarıyla karşılaştırmaya daha yatkın hale geldiğini belirten Usta, bunun özgüven sorunlarını ve yetersizlik duygusunu tetikleyebileceğine de vurgu yapıyor.

Ekran her zaman zararlı değil

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta, teknolojinin doğru kullanıldığında çocukların gelişimine katkı sağlayabileceğini de vurguluyor.”Eğitici içerikler, yabancı dil uygulamaları, yaratıcı oyunlar ve çevrim içi eğitimler çocukların gelişimini destekleyebilir. Burada önemli olan ekranın çocuğun gelişimine katkı sunmasıdır. Amaçsız ve saatler süren ekran kullanımı ile kaliteli içerik tüketimini aynı kefeye koymamak gerekir.”

Sağlıklı Ekran Kullanımı için Ailelere Öneriler:

Günlük ekran süresi çocukla birlikte belirlenmeli
Ebeveynlerin rol model olması sebebiyle evde birlikte geçirilen zaman diliminde de teknoloji kısıtlamasına gidilmeli
Teknoloji tamamen yasaklanmamalı ancak sınırsız da bırakılmamalı
Spor, sinema, sanat ve kitap okuma günlük rutinin parçası haline getirilmeli
Yemek saatleri ve aile sohbetlerinde masadan telefonlar uzaklaştırılmalı
Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı sonlandırılmalı
Yaz Tatili Djital değil, Gerçek hayatla hatırlanmalı

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta:”Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmamız mümkün değil. Ancak çocukların bütün yazı ekran karşısında geçirmesi de sağlıklı değil. Yaz tatili; arkadaşlıkların, açık havada oynanan oyunların, aileyle geçirilen zamanın ve gerçek yaşam deneyimlerinin öne çıktığı bir dönem olmalıdır. Çocuklara dijital dünya ile gerçek yaşam arasında sağlıklı bir denge kurmayı öğretebilirsek, bu yalnızca yaz tatili için değil, yaşam boyu sürdürecekleri önemli bir beceri olacaktır.” (Bülten)

Devamını Oku

“Yerinde duramayan çocuk” demek asıl sorunun üzerini örtüyor

“Yerinde duramayan çocuk” demek asıl sorunun üzerini örtüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“İsterse yapar” veya “Çok zeki ama çalışmıyor” gibi kalıplaşmış cümleler, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerin hayatları boyunca en sık karşılaştığı önyargıların başında geliyor. Oysa DEHB, bir irade sorunu değil; beynin “yönetici işlevlerinden” sorumlu bölgelerini etkileyen nörogelişimsel bir bozukluk olarak karşımıza çıkıyor.

Beyindeki dopamin ve norepinefrin seviyelerindeki dengesizliğin, karar verme ve dürtü kontrol merkezi olan ön frontal korteksin işleyişini etkilemesiyle ortaya çıkan bu durum; beynin “başla”, “dur” ve “sıraya koy” komutlarını veren mekanizmasının daha farklı çalışmasına neden oluyor.

Çocukluk çağında kontrol altına alınamayan dürtüsellik; ilerleyen yıllarda trafik kazaları, madde bağımlılığı eğilimi ve finansal yönetim sorunları gibi ciddi riskleri beraberinde getirebiliyor. Ayrıca dinleme ve organizasyon güçlüğü, bireylerin sosyal çevreleriyle kurdukları ikili ilişkilerde kopmalara neden olabiliyor.

Öyle ki 2015 yılında The Lancet’te yayımlanan kapsamlı bir çalışma konunun ciddiyetini ortaya koyuyor. Bu araştırma; tedavi edilmeyen DEHB’nin, özellikle yetişkinlikte tanı alan bireylerde kaza ve benzeri dışsal nedenlerle ölüm riskini artırabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte aynı çalışma, erken müdahale ve doğru bir yönetim süreciyle bu risklerin dramatik şekilde düşürülebildiğini de net bir şekilde kanıtlıyor.

Bu kişiler “Tembel” Değil

Toplumda bu çocukların ne yazık ki hâlâ ‘disiplinsiz’, ‘saygısız’ ya da ‘tembel’ gibi etiketlerle tanımlandığını belirten Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, “Oysa DEHB bir zekâ sorunu değildir. Bu kişiler uygun eğitim yaklaşımları ve kendilerine özgü öğrenme stratejileriyle desteklendiklerinde, akademik olarak akranlarını yakalayabildikleri gibi çoğu zaman onların önüne de geçebiliyor.

Aksine birçok çocuk, ortalamanın üzerinde yaratıcılığa ve ilgisini çeken bir konuya uzun süre yoğunlaşabildiği ‘hiper-odaklanma’ becerisine sahiptir. Çocuğun bunu bilerek yapmadığını bilmemiz gerekiyor. DEHB en sık çocukluk döneminde tanı alsa da tedavi ve doğru destek sağlanmadığında belirtiler yetişkinlikte de devam edebiliyor ve bireyin sosyal ile profesyonel yaşamını ciddi biçimde etkileyebiliyor.” İfadelerini kullandı.

Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğuna Teknolojik Destek

Uzun yıllar boyunca yerinde duramayan ve dikkatini sürdürmekte zorlanan çocukların halk arasında ‘yaramaz’ olarak tanımlandığına dikkat çeken Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu tanımlama birçok durumda sorunun üzerini örtüyor. Son dönemde artan farkındalık ve teknolojideki gelişmeler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna bakışı değiştiriyor. Tanı sürecini destekleyen ve tedaviye tamamlayıcı olarak kullanılan yeni yaklaşımlar da ön plana çıkıyor.

Bunlardan biri de nöro geri bildirim. Beynin elektriksel aktivitesi EEG aracılığıyla gerçek zamanlı olarak ölçülüyor ve bu veriler kişiye basit oyunlar ya da animasyonlar üzerinden geri bildirim olarak sunuluyor. Bu yöntem, dikkatle ilişkili beyin dalgalarının güçlenmesini ve dürtüsellik ile ilişkili dalgaların dengelenmesini hedefliyor. Kişi, ödül temelli geri bildirim mekanizmaları ile bu öğrenme sürecini güçlendiriyor. Avrupa’da özellikle Almanya, İsviçre ve Hollanda’da yaygın olarak kullanılan bu uygulamalar, günümüzde yapay zekâ destekli algoritmalarla daha kişiselleştirilmiş hale geliyor. Kişiye istediği zaman istediği yerden eğitim imkanı sağlıyor.” (Bülten)

Devamını Oku

Ekran süresini azaltmak zihinsel sağlığı destekliyor: Uzmanlardan dijital detoks uyarısı

Ekran süresini azaltmak zihinsel sağlığı destekliyor: Uzmanlardan dijital detoks uyarısı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günlük yaşamın merkezine yerleşen dijital cihazlar, son yıllarda ekran süresinin kayda değer biçimde artmasına neden oldu. Uzmanlara göre bu artış yalnızca fiziksel yorgunlukla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda dikkat dağınıklığı, uyku düzensizliği, stres artışı ve sosyal ilişkilerde zayıflama gibi psikolojik sorunları da beraberinde getiriyor. Bu noktada “dijital detoks”, hem zihinsel hem fiziksel iyilik halini destekleyen önemli bir dengeleme yöntemi olarak öne çıkıyor.

İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, uzun süreli ekran maruziyetinin özellikle genç yetişkinlerde zihinsel yorgunluğu artırdığını belirterek, “Dijital uyaranlara sürekli maruz kalmak, beynin dinlenme kapasitesini azaltıyor. Bildirimlerin yarattığı dikkat kesintileri, bireylerin odaklanma becerilerini zayıflatıyor ve içsel ritimlerini bozuyor. Dijital detoks, bu döngüyü kırmak ve zihni yeniden dengeye kavuşturmak açısından son derece etkili bir yöntemdir,” dedi.

Uzmanlar, ekran süresinin artmasının beynin ödül sistemini etkileyerek dopamin dengesini bozduğunu, bunun da motivasyon kaybı, huzursuzluk ve odaklanma güçlüğü gibi sorunlara yol açtığını ifade ediyor. Ayrıca ekranlardan yayılan mavi ışığın uyku kalitesini düşürdüğü, bu durumun da gün içindeki enerji düzeyini ve bilişsel performansı olumsuz etkilediği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, düzenli dijital detoks yapan bireylerde stres seviyelerinin azaldığını, uyku kalitesinin yükseldiğini ve yaşam doyumunun arttığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, ekran süresini yönetmenin yalnızca zihinsel sağlık açısından değil, aynı zamanda kişilerarası ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurmak için de büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Prof. Dr. Şimşek, dijital detoks uygulamalarının teknolojiyi tamamen terk etmek anlamına gelmediğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Dijital detoks, teknolojiyle aramıza sağlıklı bir mesafe koymayı öğretir. Amaç dijital dünyayı reddetmek değil; teknolojiyle olan ilişkimizi yeniden tanımlamaktır. Kişi, teknolojiyi nasıl ve ne kadar kullandığını fark ettiğinde, dijital araçları kendi yaşam ritmine uygun hale getirebilir. Günün belirli saatlerinde ekranlardan uzaklaşmak, sosyal medya kullanımını bilinçli biçimde sınırlandırmak, çevrimdışı etkinliklere ve doğayla temas içeren uğraşlara yönelmek zihinsel yenilenme açısından büyük fayda sağlar. Dijital detoks; zihni susturup duygusal dengeyi yeniden kurmak için bilinçli bir tercihtir. Bu uygulama, dikkat süresini uzatır, uyku kalitesini artırır ve bireyin kendi iç dünyasıyla temasını güçlendirir.”

Prof. Dr. Şimşek, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Teknoloji çağında tamamen kopmak mümkün değil, ancak dengeyi kurmak bizim elimizde. Dijital detoks, bireyin hem zihinsel hem duygusal kapasitesini yenileyen bir öz farkındalık sürecidir. Ekran süresini kontrol altına almak, dijital çağın hızına karşı kendimize alan açmak anlamına gelir. Bu farkındalık, modern yaşamın getirdiği zihinsel yorgunluğu azaltmanın ve sürdürülebilir bir ruhsal denge kurmanın en etkili yoludur.” (Bülten)

Devamını Oku
Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes