• HABERLER
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • FİNANSİF
  • GAZİANTEP
  • EKOLOJİ
Betonun Gölgesinde Sisli Faylar: Doğa ve Mega Projelerin Gerçek Bedeli

Betonun Gölgesinde Sisli Faylar: Doğa ve Mega Projelerin Gerçek Bedeli

6 Şubat 2023, sabahın ilk saatleri… Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan Kahramanmaraş merkezli bir deprem, binlerce can kaybına ve şehirlerin enkaza dönmesine neden oldu. Sadece saatler sonra ikinci bir sarsıntı daha da büyük bir yıkım getirdi. Ancak bu felaketin ardında yalnızca jeolojik hareketlilik mi var? Yoksa insan eliyle yapılan mega projeler, bu depremin etkisini arttırıp tetiklemiş olabilir mi?

ABONE OL
15/03/2025 02:08
Betonun Gölgesinde Sisli Faylar: Doğa ve Mega Projelerin Gerçek Bedeli
Gizem Sezer Aktaş
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Betonun Gölgesinde Sisli Faylar: Doğa ve Mega Projelerin Gerçek Bedeli

Doğaya müdahale edilerek şehirlerin ve altyapının yeniden tasarlanması, yüzeyin değişiminden zemin özelliklerine kadar pek çok faktörü etkiliyor. Gaziantep ve çevresinde son yıllarda gerçekleştirilen büyük inşaat projeleri, yeraltı dinamiklerini bozmuş olabilir mi? Japonya Deprem Mühendisliği Derneği’nin saha araştırması, bölgeyi etkileyen Şubat depremlerinin zemin özellikleri ile nasıl bir ilişki içinde olduğunu detaylandırıyor.

Tünel ve maden kazıları gibi insan faaliyetlerinin depremleri tetikleme potansiyeli olduğu düşük olsa da, yerel jeolojik dengeyi bozarak mikro sismik aktiviteleri arttırdığı biliniyor. Nitekim, 1999 Düzce Depremi sırasında otoyol tünellerinin çökmesi bunun çarpıcı bir örneğiydi. Şimdi de Gaziantep’te devreye alınan ve bölgeyi bağlamak için planlanan Mersin-Adana-Gaziantep Yüksek Standartlı Demiryolu Projesi ve tünelleri, fay hatları üzerinde nasıl bir baskı oluşturdu?

1999 Düzce Depremi, 1 Kasım 1999’da meydana gelen ve büyük bir yıkıma yol açan 7.4 büyüklüğünde bir depremdi. Bu deprem, özellikle Düzce ve çevresindeki şehirlerde büyük hasara neden oldu. Deprem sırasında birçok bina, altyapı ve yol ciddi şekilde zarar gördü. O dönemde inşa edilen bazı otoyol tünelleri ve büyük inşaat projelerinin, zemin özellikleri ve yapı güvenlikleri konusunda yeterli önlemlerin alınmaması nedeniyle bu felakette önemli rol oynadığı düşünülüyor. Özellikle, otoyol tünellerinin çökmesi ve yol altyapılarının hasar görmesi, bu tür projelerin yerel jeolojik dengenin bozulmasına neden olabileceğini gösteriyor.
Mersin-Adana-Gaziantep Yüksek Standartlı Demiryolu Projesi Güzergahı.
Hatlar.

Fevzipaşa Varyantı olarak bilinen 10 km’lik çift tüp tünel inşaatının, mevcut demiryolu hatlarındaki gerilimi azalttığı kadar, yer altındaki dinamik dengenin bozulmasına da neden olmuş olabileceği tartışılmalıdır. Deprem bölgelerinde bu büyük altyapı projelerinin jeolojik etüdü ne kadar detaylı yapılıyor?

Hatay’da meydana gelen 6.4 büyüklüğündeki artçı sarsıntıların şehirlerin alt yapısını daha da zayıflatması, ekolojik ve yapısal riskleri göz ardı eden projelerin uzun vadede ne gibi zararlara neden olduğunu ortaya koyuyor.

Japonya Deprem Mühendisliği Derneği (JAEE), Japonya Mimarlık Enstitüsü (AIJ), Japonya İnşaat Mühendisleri Derneği (JSCE) ve Japon Jeoteknik Derneği (JGS) ortak bir keşif ekibi oluşturdu (Tokyo Üniversitesi Endüstri Bilimleri Enstitüsü’nden Prof. Kusunoki liderliğinde) ve depremden yaklaşık iki ay sonra 28 Mart’tan 2 Nisan’a kadar bir saha araştırması gerçekleştirdi. Toplamda 27 Japon ekip üyesi ve Türk tarafından 22 profesör ve uygulayıcı (İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Alper Ilki liderliğinde) araştırmaya katıldı. Ekip Gaziantep’te bulunuyordu ve her gün farklı afet bölgelerine gidip geliyordu.

Deprem sonrasındaki araştırmalarda, bölge toprağının ve şehir yapısının neden bu kadar büyük bir yıkım yaşadığı irdelenmelidir. Yüksek hızlı tren projeleri, demiryolu tünelleri ve mega altyapı projelerinin zemin özellikleri üzerindeki etkileri detaylıca incelenmeden harekete geçmek, benzer felaketlerin kapısını aralayabilir.

6 Şubat 2023’te, saat 04:17’de (GMT 1:17), Kahramanmaraş’ta (merkez üssü: 37.228 K, 37.043 D) 8.6 km odak derinliğine sahip Mw 7.7 büyüklüğünde büyük bir deprem, Türkiye ve Suriye sınırına yakın Doğu Anadolu Fayı’nda (AFAD Afet Acil Durum Yönetim Başkanlığı) meydana geldi (Şekil 1). Dokuz saat sonra, saat 13:24’te (GMT 10:24), Elbistan’da (merkez üssü: 38.089 K, 37.239 D) 7.0 km odak derinliğine sahip Mw 7.6 büyüklüğünde ikinci bir büyük deprem bölgeyi vurdu (Şekil 1).

Unutmamalıyız ki, doğa tahribatı sadece ekosistemi değil, bizim güvenliğimizi de tehdit ediyor. Depremleri tetikleyen veya şehirleri savunmasız bırakan her müdahale, bir sonrakinin daha yıkıcı olma riskini artırıyor. Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde yer alan bir ülkede, çevre dostu ve ekolojik dengenin öncelendiği projeler hayati önem taşıyor. Betonun gölgesi altında yaşamak yerine, doğayla uyumlu bir gelecek inşa etmek zorundayız.

Gaziantep ile Nurdağı arasındaki O52 Karayolu’nu geçen üst geçit köprüsünün yaklaşım setinde ciddi çökme hasarı meydana geldi (Şekil 12 ve 13). Hasarlı setten yaklaşık 40 km uzaklıktaki Gaziantep’te ölçülen maksimum ivme, TK2703 (AFAD-TADAS, 2023) sahasında 1,7 m/2 idi. Üst geçit köprüsüne giden set hem kuzeyde hem de otoyolun güney taraflarında, Şekil 13’te gösterildiği gibi, hasar kuzey tarafında daha belirgin olmasına rağmen. Set eğiminin orta ve üst kısımlarında gerçekleştirilen Taşınabilir Dinamik Koni Penetrasyon Testi’nin (PDCPT) sonuçları Şekil 14’te gösterilmiştir.

GAZİRAY Projesi ve Yerli Demiryolu Setlerinin Etkisi:

Gaziantep’in ulaşım altyapısını modernize eden GAZİRAY projesi, şehirdeki trafik sıkışıklığını önemli ölçüde rahatlatırken, aynı zamanda çevre dostu bir ulaşım seçeneği sunmayı vaat ediyor. Bu projede dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise, yerli ve milli üretimle üretilen banliyö tren setleri. TÜRASAŞ tarafından geliştirilen bu tren setleri, sadece Gaziantep’in ulaşım altyapısına katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin raylı sistem teknolojisinde geldiği noktayı da gözler önüne seriyor. Elektrikli ve sinyalli demir yolu hattı üzerinde kullanılacak olan bu araçlar, şehir içi ulaşımda güvenliği ve konforu artırırken, ekolojik dengeyi gözeterek inşa edilmiştir.

Bununla birlikte, büyük altyapı projelerinin doğaya olan etkisini göz önünde bulundurmak da oldukça önemli. Her ne kadar Gaziantep’teki projeler modern ve çevre dostu teknolojilerle desteklense de, tünel kazıları ve büyük demiryolu projelerinin yer altı dinamiklerini nasıl etkileyebileceği hala bir soru işareti. GAZİRAY gibi dev projelerin fay hatları üzerinde ve aktif bölgelerde yapılması, uzun vadede şehirlerin savunmasız kalmaması için mutlaka detaylı jeolojik incelemelerle birlikte planlanmalıdır. Bu tür projelerin bölgedeki sismik aktiviteleri ve zemin özelliklerini nasıl etkilediği üzerine yapılacak araştırmalar, olası felaketlerin önüne geçmek için kritik bir adım olacaktır.

Yararlandığım Kaynaklar:

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes