• HABERLER
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
  • FİNANSİF
  • GAZİANTEP
  • EKOLOJİ
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Arkeoloji konulu yeni bir doğuş hikayesi olan Yesemek Açık Hava Müzesi, Anadolu’nun Hitit Uygarlığı tarihi açısından çok önemli bir temsilcisi olarak, Gaziantep’in topraklarında yer alıp, Dünya’da ünik olma özelliğine sahip kültürel bir mirastır.

ABONE OL
13/09/2024 10:48
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
EkoGazete
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Dünya’da bir tane, en eski ve en büyük heykel atölyesi

Dünya genelinde büyük ilgi çekme potansiyeline sahip olan Yesemek ile ilgili Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde öğretim üyesi ve Arkeoloji Bölüm Başkanı, Yesemek, İslahiye ve Nurdağı Bölgesi Yüzey Araştırması ile İslahiye çevresi çeşitli kurtarma kazılarını yürüten sayın Prof.Dr. Atilla Engin ile söyleşi yaptık.

Söyleşi isteğimizi kırmayan sayın Prof.Dr. Atilla Engin, Yesemek bölgesinin doğuşu, tarihi önemi, kültürel değeri ve akıllara takılı kalan tüm sorulara şeffaf bir şekilde yanıt vererek, Yesemek Açık Hava Müzesi’nin sadece Türkiye’de değil, dünya da bile ikinci bir örneğinin olmadığının altını çizdi.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Yesemek Açık Hava Müzesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gaziantep’in içinde bulunduğu bölge, “Bereketli Hilal” olarak bilinen, önemli uygarlıkların ve kültürlerin doğduğu ve yeşerdiği bir coğrafyadır. Bu bereketli coğrafyanın kuzeybatı kesiminde yer alan Gaziantep ili, Karkamış, Dülük, Zeugma, Zincirli Höyük ve Yesemek gibi çok önemli kültür varlıklarına sahiptir. Yesemek’i bütün bu alanlardan ayıran en önemli özelliği, Hitit döneminin sanat eserlerini barındıran, antik heykel okullarının da bir öncüsü, bir proto-tipi olmasıdır. Hitit Uygarlığı Anadolu’da ortaya çıkan ilk uygarlıktır ve Yesemek de bu uygarlığın çok önemli bir temsilcisidir. Yesemek bu önemli özellikleri ile bütün dünya genelinde büyük ilgi çekme potansiyeline sahiptir.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Genellikle Yesemek Açık Hava Müzesine ‘Yesemek’ şeklinde vurgu yapılıyor. Bunun yanında ‘Heykel Atölyesi’ de ekleniyor. ‘Heykel Atölyesi’ nedir, okuyucularımıza anlatır mısınız?

İslahiye’nin Yesemek Mahallesi (eski Yesemek Köyü) sınırları içerisinde yer alan tarihin bilinen en büyük ve en eski heykelleri orada üretildiği için Heykel Atölyesi ve Taş Ocağı denilmekteydi. Yesemek’in doğusundaki Karatepe’nin sırtlarında zengin ve kaliteli bazalt yatakları vardır. Hititler döneminde burada bir heykel üretim alanı tesis edilmiş, aynı zamanda bu taşlar sadece heykel üretmek için değil, aynı zamanda ortostat (yapıların alt kısımlarına yerleştirilen genellikle kabartmalı taş levha) ve sütun altlıkları gibi mimari öğelerin yapımında da kullanılmıştır. Eskiden Yesemek’in MÖ 10- 8. yüzyıllara, Demir Çağı’na tarihlendiği zannediliyordu. Bu dönem Hitit İmparatorluğu çöktükten sonra ortaya çıkan Geç Hitit Beylikler Dönemi’ne eşlenir. Son araştırmalarımız Yesemek’in bilinenden biraz daha eski olduğunu, MÖ 13.yüzyıl Hitit İmparatorluk Çağı’na tarihlendiğini ortaya koydu. Burada bulunan bazalt kaynağı kullanılarak yüzlerce heykel üretilmiştir. Yesemek’e “heykel atölyesi” denmesinin sebebi budur ve tarihte bu kadar büyük ve yerinde korunmuş ikinci bir örnek olmadığı için de oldukça önemli bir kültür varlığıdır. Yesemek bu özellikleri nedeniyle 2012 yılında UNESCO geçici Dünya Mirası listesine girmeye hak kazandı. UNESCO kalıcı listesine girmesi de çok zor bir süreç değildir. Tabii bunun için Yesemek ve çevresine zarar verecek uygulamalar yapmamalıyız.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Yesemek’te defineci tahribatları, bölge halkının bilinçsiz inşaat yapımında eserleri kullanması, sit alanına müdahaleler ve ‘Göl-Baraj-Yol inşaat çalışmaları’ davaları derken günümüze kadar bölgenin başına gelmeyen hadiseler kalmadı. Bu bağlamda Yesemek Açık Hava Müzesi’nin size göre en ilginç yeniden doğuş hikâyesi nedir?

Yesemek ve başına gelenler

Yesemek Heykel Atölyesi, maalesef 2016 yılında bir gölet inşaatı çalışmaları nedeniyle kısmen tahrip edildi. Genel olarak İslahiye ve Nurdağı çevresinde yaptığımız yüzey araştırmalarında, tüm bölgede kültür varlıklarına yönelik bilinçli ya da bilinçsiz bir tahribat olduğunu tespit ettik. Kültür varlıklarına yönelik tahribatlar sadece İslahiye bölgesinde değil, maalesef Türkiye genelinde karşımıza çıkan bir durumdur. İslahiye ve Nurdağı çevresine baktığımızda, çok sayıda arkeolojik alanın kaçak kazılarla tahrip edildiğini veya yok edildiğini tespit ettik. Bu oldukça üzücü bir durumdur. Eskiden bu tahribatlar, kazma kürekle gerçekleştirilirken, maalesef şimdi iş makinalarıyla yapıldığından tahribatların boyutu da giderek büyümektedir. Diğer taraftan arkeolojik alanların tarıma açılmış olması ve her yıl bu tarlaların sürülmesi sebebiyle höyükler, yavaş yavaş eriyor ya da yok oluyor. Öyle ki bütünüyle yok edilmiş tescilli höyükler bile var.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Yesemek’i gezdiğinizde 3300 yıl öncesine ait bir heykel atölyesinde heykellerle birlikte, Hitit sanatını ve taş işçiliğini, heykel üretim tekniklerini ve yapım aşamalarını yerinde gözlemleyebilirsiniz. Bu nedenle Yesemek eşsiz bir kültür varlığıdır. Alanda yaptığımız incelemelerde, şimdiye kadar kısmen ya da tümüyle toprak üstünde olan 600’e yakın heykel, heykel taslağı ve işlenmiş blok tespit ettik. Bu çok büyük bir rakamdır. Belki toprak altında da çok daha fazlası bulunuyor.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Yesemek Heykel Atölyesi’nin yanı başında planlanan, ancak şimdilik durdurulmuş olan Yesemek Göleti projesi, Yesemek’in UNESCO sürecini de olumsuz etkileyecek, kültür varlığının önündeki en büyük sorundur. Bu proje, atölye alanı sınırında, oldukça yüksek duvarlıdır ve UNESCO’ya “kültürel peyzaj” alanında başvurmuş olan Yesemek’in kültürel peyzajına zarar verecektir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin danışmanlık hizmeti aldığı ICOMOS (UNESCO’nun bir alt birimi) uzmanları da gölet yapılması durumunda, Yesemek’in UNESCO şansının kalmayacağını rapor ettiler.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Yesemek Deresi boşa akan bir akarsu değildir; doğal olarak Tahtaköprü Barajı’na akan bir sudur. Yani bu bölgede boşa giden bir su da yok. 2016 yılında gölet inşaat çalışmaları sırasında maalesef birinci derece arkeolojik sit alanına iş makinalarıyla girilmiş, izinsiz bir şekilde 20’den fazla heykel iş makineleriyle tahrip edilerek çıkarılmış ve 5 bin metrekare alan tahrip edilmiştir. Bu çok üzücü, çünkü Yesemek bizim için çok önemli bir kültür varlığıdır. Hatta sadece bizim için değil Dünya için de çok önemli bir kültür varlığıdır. Yesemek Açık Hava Müzesi’nin eşi benzeri bulunmamaktadır. Dünya’da bir ikinci örneği yoktur ve en eski, en büyük heykel atölyesidir. Bu açıdan sadece Gaziantep’in ve Türkiye’nin değil, Dünya’nın en önemli arkeolojik alanlarından biridir ve bu nedenle korunarak gelecek nesillere ulaştırılması büyük önem arz etmektedir.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Doğuş Hikayesi

Yesemek, aslında arkeoloji literatüründe 140 yıldır bilinen bir yerdir. Şöyle ki; Yesemek’teki atölyenin Hititlere ait olduğu biliniyordu. Ancak Hitit İmparatorluğu’na mı, yoksa imparatorluğun çöküşünden sonraki Geç Hitit Beylikler Dönemi’ne mi tarihlendiği konusu tartışmalıydı. Diğer taraftan Yesemek’in hangi kent ya da kentler için üretim yaptığı, nasıl bir sosyal organizasyonla üretim yapıldığı, organizasyonun hangi kentten yönetildiği gibi cevaplanması gereken birçok soru vardı.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

2019 yılında Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü olarak İslahiye ve Nurdağı havzasında kapsamlı yüzey araştırmaları yaptık ve bu araştırmalarda Yesemek Atölyesi’nin hemen yakınlarında çok büyük bir tepe yerleşmesi keşfettik. Tepe yerleşmesi üzerinde yaptığımız araştırmalar ve incelemeler gösterdi ki, Yesemek’teki heykellerin üretimi aslında keşfettiğimiz kentte inşa edilmekte olan yapıları donatmak içindi. Ancak tepede planlanan büyük kent tamamlanamamıştı. Zaten tamamlanmış olsaydı atölyedeki heykelleri bu kentteki yapılarda görecektik. Heykeller olasılıkla daha çok tapınak ve kült yapılarında kullanılacaktı. Tepede birçok yerde binaların inşasına başlanmış, temel duvarları yapılmıştır. Duvarların bir kısmı yüzeyde görülürken, önemli bir bölümünü jeoradar ve jeomanyetik yöntemlerle toprak altında tespit ettik. Bu kent projesinin yarım kaldığı anlaşılıyor. Tepe yerleşmesi üzerinde bulduğumuz çanak çömlek ve heykel parçaları yerleşme ile birlikte atölyenin de kesin olarak tarihlendirilmesini sağladı. Buna göre, Yesemek’in, MÖ 13. yüzyıla, Hitit İmparatorluk Çağı’nın sonlarına tarihlendiğini net bir şekilde ortaya koyduk. Bu keşif Yesemek için çok önemli bir dönüm noktası oldu. Büyük bir ihtimalle MÖ 1200’lerde Hitit İmparatorluğu çöktüğü için bu anıtsal kent projesi yarım kalmış olmalı. Yesemek’in yeniden doğuş hikâye süreci işte böyle…

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Gölet Projesi ile ilgili Yesemek’te yaşayan yerli halka anketler yapıldı. Ankette yer alan sorular neydi ve anket sonuçları nasıl çıktı?

Yesemek Alan Başkanlığı tarafından uzman bir ekibe yaptırılan bir ankette, bildiğim kadarıyla yöre halkının yüzde 97’si gölet projesine karşı olduğunu bildirmiş. Çünkü bu proje köylülerin arazisini sulamıyor. Gölet, Yesemek sakinleri için ciddi bir tehdit oluştururken, köylülerin mera olarak kullandığı bir vadiyi de kapatmaktadır. Vadide köylüler için hayvancılık çok önemli ve özellikle küçükbaş hayvanlar vadi boyunca otlağa çıkarılıyor ve otlatılıyor.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK
Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

Gaziantep turizmine can suyu olacak kültürel değer olan Yesemek Açık Hava Müzesi ile ilgili bilir kişiler tarafından rehberlere eğitimler veriliyor mu? Turizm alanında süreç nasıl ilerliyor?

Yesemek’in özellikle UNESCO Dünya Mirası kalıcı listesine girme süreci tamamlandığında, araştırmalarımızın sonucunu daha yaygın bir şekilde duyurduğumuzda tanıtım programlarıyla, filmleriyle ve kitaplarıyla Yesemek sadece Gaziantep için değil, Türkiye için çok çok önemli bir turizm cazibe merkezi olacaktır. Milyonlarca yabancı turist çekecek potansiyele sahip olan Yesemek, sadece İslahiye’nin ve Gaziantep’in kaderini değil, bölgenin de kaderini değiştirecektir. Bu yüzden Yesemek’in bir milli servet olduğunun ve öneminin anlaşılmasını isterim.

Sadece Türkiye’de değil, Dünya’da eşsiz YESEMEK

UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer aldı. İlerleyen zamanda konumunu nerede görüyorsunuz?

Yesemek ünik özellikleri nedeniyle UNESCO’ya ilk başvuru dosyasında geçici listeye dahil edildi. Kalıcı listeye girmesi için bütün bu tahribat tehdidinin ortadan kalkması gerekiyor. Mahkeme kararlarıyla durdurulan gölet projesi tümüyle rafa kalkarsa, Yesemek’in önünde hiçbir engelin olmayacağına inanıyoruz. ICOMOS uzmanları da raporlarında bunu açık bir şekilde bildirdiler.

Hiçbir yerde bir köy yerleşiminin hemen üzerine bir gölet veya baraj inşa edilmez. Burada bir köyün ve bir kültür varlığının hemen üzerine devasa bir gölet inşa edilmek isteniyor. Diğer taraftan göletin planlandığı vadi 6 Şubat 2023 depremlerinde henüz kırılmayan Yesemek fay hattı üzerinde. Bu bölgenin 1. derece deprem bölgesi olduğunu ve çok yıkıcı depremler oluştuğunu acı bir deneyimle yaşadık. Henüz kırılmamış aktif bir fay hattı üzerine bir gölet inşa etmek, hem Yesemek halkının can güvenliğini, hem kültür varlıklarını ciddi oranda tehdit etmekte. Yapılacak gölet ile Ortaklı Köyü’ndeki yaklaşık 30 civarında tarlanın sulanması amaçlanıyor. Ancak bu tarlalar susuz da değildir. Bölgede bulunan Tahtaköprü Barajı ve Güneşli Göleti tarımsal sulama için yeterli su kaynağına fazlasıyla sahiptir. Yesemek’te büyük maliyetlerle bir gölet inşa etmek hem ekonomik değildir, hem de sulama için çok daha pratik ve ekonomik çözümler vardır.

06 Şubat Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası Yesemek Açık Hava Müzesi’ne hasar tespit incelemeleri yapıldı mı? Müzenin her hangi bir hasarı var mı?

Gaziantep ve Kilis olmak üzere bölgedeki Kültür varlıklarının deprem sonucu etkilerini araştırdık. Yesemek’te herhangi bir hasar yoktur. Şu an ziyaretçilerine açık ve ücretsiz girişi vardır. Tüm halkımız ve turistler ücret ödemeden Yesemek Açık Hava Müzesi’ni gezebilirler.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Son olarak, Ülkemizin âli çıkarları için gölet ve baraj gibi önemli yatırım projelerine asla karşı olmadığımızı, hatta bu tür projelerin yapılması gerektiğini ifade etmek isterim. Ancak kendi ayağımıza da kurşun sıkmamalıyız. Bölgede sulu tarım için yeterli su kaynakları ve farklı yöntemler vardır. Yesemek bir milli servettir ve henüz hak ettiği değeri bulmuş değildir. UNESCO süreci tamamlandığında, Yesemek’in Göbeklitepe gibi bölgenin en önemli turizm cazibe merkezlerinden biri olacağına inancım tamdır.

Yesemek ve çevresinde yaptığımız yüzey araştırması ve kazı çalışmalarını Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gaziantep üniversitesi adına gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmaları Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Müzesi ve Yesemek Alan Başkanlığı ile koordinasyon içinde yürütüyoruz. Araştırmalar, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı bütçe ile yapılmıştır. Bu vesile ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Fatma ŞAHİN’e en içten teşekkürlerimi sunarım. Sayın Fatma ŞAHİN, Gaziantep için kültür varlıklarımızın önemini çok iyi bilen, tarihe ve kültüre önem veren vizyoner bir yönetici. Bu açıdan böyle değerli bir Büyükşehir Belediye Başkanı’na sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Ayrıca bu çalışmalarda eşgüdüm içerisinde çalıştığımız, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne, Gaziantep Valiliği’ne, Gaziantep Müzeleri Müdürü Sayın Özgür ÇOMAK’a, Yesemek Alan Başkanı Sayın Zafer OKUDUCU’ya, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi KUDEP Dairesi Müdür Sayın Serdar Murat GÜRSEL’e ve araştırmalarımızda görev alan tüm ekip üyelerimize çok teşekkür ederim.

Atilla Engin kimdir, başarıları nelerdir?

1971 Elazığ doğumlu olan Atilla Engin, 1993 yılında Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden, bölüm ve fakülte birincisi olarak mezun olmuştur. 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlamıştır. 1995 yılında DAAD dil bursu almaya hak kazanmış, 2000-2001 yıllarında DAAD Araştırma Bursu ile Philipps Universität Marburg’da öğrenim görmüştür. 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalı doktora programından “Orta Fırat Bölgesi Eski Tunç Çağı Seramiği İçerisinde Gre Virike Buluntularının Yeri ve Önemi” konulu tez çalışması ile mezun olan Atilla Engin, farklı yıllarda Oylum Höyük, Limantepe, Panaztepe, Kuşaklı Höyük, Gre Virike, Elmalı Höyüğü, Birecik ETÇ Nekropolü kazıları ile Kahramanmaraş, Kilis ve Sivas yüzey araştırmalarında ekip üyesi olarak görev almıştır.  Araştırmacı, 2012 yılından itibaren Oylum Höyük kazılarını, 2019 yılından itibaren ise Yesemek ve İslahiye Nurdağı Bölgesi Yüzey Araştırması ile İslahiye çevresindeki çeşitli kurtarma kazılarını yürütmektedir.

2007 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’ne Dr. Öğr. Üyesi olarak atanan Atilla Engin, 2018 yılına kadar Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde Bölüm Başkanı ve Arkeoloji ve Sanat Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü olarak görev üstlenmiştir. 2018 Yılından itibaren Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde öğretim üyesi ve Arkeoloji Bölüm Başkanı olarak görev alan Atilla Engin, 2018-2021 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanlığı yapmıştır.

Söyleşi: Gizem Sezer

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes